Taif’ten Yankılanan Seda

Zeybekler Güncesi – 84

Tahir’e,

Bugüne kadar onlarca yazı kaleme aldım, okul bahçelerinin güzelliğini anlatan. Oraların bir bahçe olmanın ötesinde anlamlar taşıdığını dile getiren.

Hayretler içindeyim. Nasıl olur da benim, anlatmaya kelime bulamadığım o güzelim mekânlar; bir cidalin, bir aykırılığın, bir öfkenin sahnelendiği yer olabilir? Ama oldu.

Özrü kabahatinden büyük bir hataydı bu. Sebebi asıl konumuz değilse de şekli izah edilebilir değil. Aslında bir acizlik gösterisiydi yaşananlar. Kelimelerin gücünü bilmeyenler elbette onu kullanmayı da bilmezlerdi. Sözün tükendiği yerde -sanki söz başlamış ve bitmiş gibi- hep yumruklar ve silahlar konuşmamış mıydı tarih boyunca? Kelimelere gücü yetmeyenler hıncını şiddete başvurarak almak istemiş ama eninde sonunda kelimeler bir tank gibi geçmiştir onların yüreklerinden.

İşin faslına gelince… Sevda diyorlar! Kavgaya değer mi(ş)? “Kerem gibi yana yana.” Aslı yok ki hiçbirinin, yanmaya değsin. Artık Ferhatlar dağları delmiyor, hiçbir yarayı dağlamıyor vurdukları kazma. Mecnunlar çöle razı değil. Susuzluk girdabında boğulmuyor hiçbiri.

Anlayacağın Şirinler şirin değil. Aslıların aslı yok. Kara kuru kız Leyla’nın gece karası gözlerinde bir damla yok ki Mecnun’un çöllerini suya versin.

Başkaları bunu da okudu:  Haziran Ortası

Söyler misin hangi sevdadır kavgaya değen?

Bütün bu olumsuzluklara rağmen ümitsizliğe kapı aralamıyoruz. Taif’ten yankılanan bir sedayla “yarınlar çok güzel olacak” diyoruz. Hele siz bir fark edin kelimelerin gücünün, yumrukların gücünden çok daha fazla olduğunu. Kurşunlar bedeni delip geçer en fazla. Oysa kelimeler… Ruha dokunur. Ne çok kelime var ruhu lime lime eden.

Ah salkımsöğüt! Sen biliyor ve anlıyorsun değil mi söylemek istediklerimi? Yere değdi değecek salınan her dalın ne çok şey söylemişti aslında gençlere. Ama nasıl bir vurdumduymazlıktır bilmiyorum, hiç anlamadılar seni. Anlamak istemediler. Boynu bükük dallarından yağan tevazu, saatler boyu altında gölgelenenleri nasıl ıslatmadı, anlamıyorum. Sırılsıklam olmalı değiller miydi? Bilsem!

Haydi git! Bir bahçe kalsın geride; kavgalarıyla, sevdalarıyla, vedalarıyla. Bir salkımsöğüt kalsın; kalışıyla mahzun, duruşuyla gururlu. Kalırsa bir de öğretmen kalsın; bahçedeki hatıraları biriktiren. Kelimelerden oyuncak yapan. Sevdaların yapbozunu tamamlamaya çalışan.

Yitik parçaları başka yapbozlarla tamamlamaya çalışan da kim?

 

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Burada herkesin fikrine saygı duyulur. Bir yorum yazmaya ne dersin!x
()
x