Bir Blog Yazısının Seslendirilmesine Serenat

You are currently viewing Bir Blog Yazısının Seslendirilmesine Serenat

Yıllardır yazarsınız. Yazdıklarınızı okuyan vardır mıdır, varsa kimlerdir, bilmezsiniz. Hani bilseniz de değişen bir şey olmayacaktır.

Böyle belirsiz bir sevdanın peşinde yıllar geçti. Yazdım, yazdım yine yazdım. Önce okul panolarını süsledi yazdıklarım. Kaç yüreğin teline dokundu. Sonra sanal âlemde yer buldu kendisine. Okul panolarındaki kadar içten ve riyasız değildi belki buralar. Böyleyken yazmaya ve sergilemeye devam ettim. Çünkü (Sait Faik’ten emanet bir ifade ile) yazmasam deli olacaktım.

Günün birinde hasbelkader katıldığım bir yarışmada jüri, yazdıklarımı deneme dalında Türkiye ikinciliğine layık görmüştü. Uzun bir bekleyişin ardından önce okul panolarında sonra sanal âlemde boy gösteren yazılarım adı konmuş sayfaların içine girdi. Cemre Düşen Yer adıyla onları bir kitap olarak görünce tarifsiz mutluluklarım oldu.

Yine bir gün bir blog arkadaşım yazılarınızdan birini seslendirmek istiyorum dediğinde o tarifsiz mutlulukların yeniden kapıma geldiğini fark ettim. Mutluluk kapıda bekletilmez deyip aldım içeri.

Momentos bloğunun sahibi Sezer Hanım bir yazımı okuyacağını ve Spotify kanalında yayınlamak istediğini söylüyordu. Şu yazımı okuyun demek gibi bir saygısızlık yapmadım elbette. Blogdan istediği yazıyı okuyabileceğini ilettim.

Günlerden bir gün bir yazımın altına bir yorum eklendi. Sizin de tahmin ettiğiniz gibi Sezer Hanım yazımı okumuş ve yayınlamıştı. Hangi yazımı seçeceğini açıkçası ben de merak ediyordum. İlk blog yazımı seçmişti. Bilinçli bir tercih miydi bilmiyorum. Tam 20 yıl önce HTML kodları ile yaptığım çok acemi bir blog çalışmam vardı. Orada yayımlamıştım bu yazımı. Sene 2001. Yazı sevdası bir yana blog sevdası da yeni değil yani. Hey yıllar demenin vaktidir.

Okumalısın:  Bilinmeyen Şiirler: Abdurrahim Karakoç - Fotoğraf

Garip ve hoş bir duyguydu yaşadığım. Başka bir sesten kendi yazımı dinlemek, kendimi yazıdan soyutlayıp bir yabancı gibi bakabilmemi de sağlamıştı. Yazıyı dinledikten sonra “Adam güzel yazmış, helal olsun!” dedim. “Ben yazsam ancak bu kadar olurdu.” diyerek devam ettim.

Sözü niye bu kadar uzattım? Nihayetinde Sezer Hanım’a güzel yorumu ve sesi için teşekkür edeceğim. Bunun için sözü uzatmaya gerek var mı? Bence var. Sahneye en son çıkan assolistler gibi son sözü ona bırakmak istediğim için uzatıyorum. İşinin hakkını vererek yapan bir sanatçı ne kadar alkış hak ediyorsa Sezer Hanım da o kadar alkışı hak ediyor benim gözümde.

Yüreğine sağlık. Sesi hep var olsun!

Güzel seslendirme de burada. Yayının tümünü üzerine tıklayıp uygulamaya giderek dinleyebilirsiniz.

close

Dur! Gitmeden abone ol.

Yeni yazı varsa haftada bir e-posta alırsın!

Beni bilgilendir
Bildirim seçiniz
guest
4 Yorum
Satır içi geri bildirim
Tüm yorumları gör
Momentos
7 Aralık 2021 22.46

Elinize sağlık, güzel bir yayın olmuş. Yazı çok güzeldi. Bilinçli seçimimdi. Okumak üzere hazırlandığımda önce o bloğun bazı sayfalarında dolanıyorum, yazılarını okuyup, içselleştiriyorum. Benim yüreğime dokunan yazıları seçmeye çalışıyorum. Ki bu yazınızda da böyle oldu.

Siz yüzlerce yazı yazmışsınız ve bu işte çok başarılısınız. Ben sadece seslendirdim, ses verdim yazıya. Sizin elinize ve yüreğinize sağlık. Yine başka okumalarda görüşmek üzere.

Gülten
8 Aralık 2021 23.57

Sezer Hanıma katılıyorum, çok güzel ve içten yazıyorsunuz. Seslendirme de çok güzeldi, her ikinizin de yüreğine sağlık…