Geçmeyen Zamanlar

You are currently viewing Geçmeyen Zamanlar

Sevgili Emine,

“Geçmeyen zamanları nasıl beklediğimi bilemezsin.” Geçmeyen zamanlar… Geçmiyormuş gibi yapan ama doludizgin akıp giden zamanlar.

İşte bu doludizgin akıp giden zamanların birinde karşılaştırdı kader bizi. Karşılaştıran’ın bir muradı vardı elbet. Anlatıcı bildiklerini söyleyip gittiğinde yani zaman geçtiğinde özlem duyacağız o an’a.
“Ant olsun zamana” diyor Kitap’ta, zamanı Yaratan. Ant olsun ki geçip gidiyor. Yapılacak ne çok iş var oysa. Anlatılacak ne çok dert. Paylaşılacak ne çok güzel an. Hepsi mi eksik kalacak? Evet!

İçine pek çok mevzunun sığdığı yetmiş iki ders, yani bir eğitim öğretim yılı nasıl bittiyse. Bitecek. Sekerek geldiğin okuldan ayakların titreyerek çıkarken geride bıraktığın dört yıl nasıl bittiyse. Bitecek. Bir çift kalbin sızısıydın. Üzerine titrenen on yedi yıl nasıl bittiyse. Bitecek. “Kuzucuklar”ın ışıltılı gözlerinden alınan hazla geçip gidiveren yirmi yıl nasıl bittiyse. Bitecek. Yazıcı bilir ki, birçoğuna nasip olmazken kırk, kırktan fazlası nasıl bittiyse. Bitecek.

Ne kalacak?

Birkaç güzel söz de kalmaz diye endişeleniyor kalbim. Bir anlaşılmaz hâl varsa ortada anlatıcının kusurudur hepsi. Yarın, iyinin kötünün ortaya döküldüğü gün, defterimiz tutuşturulduğunda elimize tutuşup gideceğiz diye koruyorum. Belki sen şahit olur; anlatmıştı, dersin. Kırık döküktü, dersin. Ama anlatmıştı. Dili sivriydi, kalbimizi kanatıyordu, dersin. Ama anlatmıştı. Yorgundu, bitkindi, gözlerinde hep bir hüzün vardı, dersin; yüzünde sürekli bir asabiyet. Ama anlatmıştı.

Aslında anlatıcı hiçbirini size söylememişti anlattıklarının. Kendi yaralarını sağaltıyordu. Söz dinlemese de kendi nefsini dizginlemek için cümleler kuruyor, farkına varmadan kelimeleri yoruyordu.

Hepinizden iyi biliyordu, sussaydı daha fazlasını anlatacağını. Konuşmanın bir iletişim engeli olduğunun bilincindeydi. Kelimeler fikirlere ve duygulara giydirilmiş eğreti elbiseler gibi sırıtıyordu.

Kalemden çıkan her bir kelime anlaşılmanın önünde bir engel olarak dururken sözü niye uzatıyorum ki? Sussaydım ve en başından boş kalsaydı sayfalar. Ne güzel anlardı Emine, anlatılanları ve anlatılacakları.

Yazar ‘bile isteye’ mi uzatmıştı sözü? Kelimeler yığılsın üst üste. Duygular çok derinlerde kalsın. Bir çabamız olsun manaya ermek için. Sen de bir gün geçmeyen zamanları özleyecek yaşa erişir, eski defterleri karıştırırken bir yıllığın sararmış sayfalarında gözüne çarpan bu satırların kıymetini anlarsın.

Ben hâlâ geçmeyen zamanları bekliyorum. Anlatarak yirmi yıl, yaşayarak kırk küsur yıl geçip gitmişken.

Beni bilgilendir
Bildirim seçiniz
guest

0 Yorum
Satır içi geri bildirim
Tüm yorumları gör