Suç: Hatıra Defteri Karalamaya Azmettirme

Suç: Hatıra Defteri Karalamaya Azmettirme

Sevgili Fatinur, [1]

Son cümleyi yazıp son noktayı koymak düşmedi bahtımıza. Bu kez ilk cümleyi yazıp üç noktayla bitirmekmiş kısmet. Devir açıp kapamıyoruz ama bir hatıra defterinin tertemiz sayfalarına kelime kelime işliyoruz duygu ve düşüncelerimizi. Bizden sonra herkes eciş bücüş yazılarla bir şeyler karalayacak bu defterin sayfalarına. Bir suçlu aranacak sonra. Bakacaklar ki ilk ben karalamışım. Sorgusuz sualsiz verecekler cezamızı. Hatıra defteri karalamaya azmettirme suçundan hüküm giymiş olacağız.

Elbet böyle bir suç yok, böyle bir ceza da. Ama bu defterler çok suçu ve suçluyu barındırır bünyesinde. Verilen bütün güzel sözler bu defterlerde bulunur. En güzel temenniler… En içten sevgiler… Yapmacıksız, samimi. Sonra bir gün gelir -hatta o gün hiç gelmez- unutuluverir her şey. Hatıra defterimiz olduğunu bile hatırlamayız. Yıllar geçer üstünden, hep karıştırılmayı bekler sayfalar. Ama elimiz varmaz. Ha bugün, ha yarın derken zaman hem defterimizi unutturur hem arkadaşlarımızı. Ve de sizi…

Tersten yazdığımı sanma. Nasıl bakarsan öyle görünür hayat. “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır”mış. Biraz absürtlük katarsan hayatına çekilmez olmaktan çıkar her şey. Üstelik fani olan bir hayatın mükemmel olması diye bir şey söz konusu olamaz. Yapılacak en akıllıca iş, baki olan bir âlemi mükemmelleştirmenin yollarını aramak.

Gidiyorsunuz ya! Hüzne gerek yok. Sadece yeni dostluklara yer açıyorsunuz şu an. Ayrılıklar gözyaşıyla güzel diyorsanız, sevinç gözyaşları olsun yanaklarınızda.

“İçlenme tabiattaki yekpare kederden,
Yas tutma dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler.”(*)


* Faruk Nafiz Çamlıbel

[1] Bu hatıra mektup 27 Mayıs 2003 tarihinde kaleme alınmış. Ne zamandır dijital ortama aktarılmayı bekliyordu. Kısmet bugüneymiş.

Edebiyat öğretmeni olduğum okulun yanındaki ilköğretim okulunda Türkçe derslerine de giriyordum. Fatinur ortaokul son sınıf öğrencisiydi bu yazıyı yazdığımda. Fatinur ile daha sonra yollarımız bir kez daha kesişti. Onun gittiği Anadolu lisesine tayin olmuştum. Bir süre de edebiyat öğretmenliği yaptım ona. Şimdi bir okulda İngilizce öğretmeni olarak görev yapıyor.

Eğer boşsa hatıra defterlerinin en son sayfasına yazardım yazılarımı. Benden sonra kimsenin söz hakkı olmasın diye. 🙂 Değilse ilk sayfaya. Fatinur için ilk sayfa kısmetmiş. Yazıyı bu gözle okuyunuz lütfen.

Bu yazıyı beğendin mi?

Öyleyse abone ol. Yeni yazıları kaçırma!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Yeni yazı varsa haftada bir e-posta alırsın. İstediğin zaman üyelikten çıkabilirsin. Yani her şey senin kontrolünde! :))

Bu yazıyı paylaşmak istersen...
Abone ol
Bildir
guest
5 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Sessizgemi
12 Şubat 2021 17.54

ben de ilkokuldayken hatıra defteri tutmuşum birkaç arkadaşıma yazdırmışım ve unutmuşum yıllarca. birkaç ay önce bulmuştum tekrar. çocukça ve komik gelmişti ama o zamanlar ne kadar da duygu yüklenmişti, vedalar hüzünlendirmişti 🙂 tabi bizim yazdıklarımız böyle derin ve anlamlı cümleler değildi daha çok küçüktük, beyaz sayfalar gibi kalpler ve hayat temennileriyle doluydu sadece 🙂

Gülten
  Bir Edip
26 Şubat 2021 03.16

Benim de var öyle bir defterim ve mektup yazılan zamanlardan geldiğim için hâlâ çok severim elle yazmayı.Dijital ortam aynı tadı vermiyor maalesef:(

Gulten
  Bir Edip
2 Mart 2021 16.27

Âmin