Sabahattin Ali’nin Bestelenmiş Şiirleri

You are currently viewing Sabahattin Ali’nin Bestelenmiş Şiirleri

Sabahattin Ali’nin bestelenmiş şiirleri yazısı 2021’in Kasım ayı içinde paylaşmayı planladığım bir yazıydı. Araya sürekli başka yazılar girince bugüne kadar sarktı. “Geç olsun, güç olmasın” der eskiler.

Sabahattin Ali denilince hemen herkesin aklına Kürk Mantolu Madonna romanı geliyor. Güzel romandır. Fakat ben “Sabahattin Ali’den ne okuyayım?” diyenlere önce İçimizdeki Şeytan romanını öneririm hep. Ama konumuz şu an roman değil. İyi bir şair midir Sabahattin Ali? Cevabı kendisine verdirelim. Dağlar ve Rüzgar  kitabı yayımlandıktan sonra yazdığı bir mektupta şunları söyler:

“Dünyada pek çok hatalar yapmışımdır, fakat bunların bir tanesi gayri kabil-i tamirdir. Ve beni her zaman üzecektir: Ben bu şiirleri kitap halinde çıkarmamalı idim… Başkalarının fikirlerini bir tarafa bırakalım, bu manzumelerin kaç paralık şeyler olduğunu ben herkesten iyi bilirim.”

Halk şiiri geleneğinden beslenen şiirleridir bunlar. İyi veya kötü tercihini okura bırakarak başka bir şey söyleyeyim ben. Şiirlere yapılan bestelerin hepsi çok güzeldir. Son dönemde, bestelenmiş şiirlerle ilgili epey yazı yazdım. Pek çok şiir bestesi dinledim. Bir bütün olarak düşünüldüğünde Sabahattin Ali’nin şiirlerinin beste kalitesi bir çok şairin şiirlerine göre çok daha iyidir. Tabi bunda pek çok bestenin arkasında Ali Kocatepe gibi bir ismin olması da etkilidir diye düşünüyorum.

Şu an için Sabahattin Ali’nin bestelenmiş on altı şiirini bulabildim. Fazlası elbette olabilir. Yeni şeyler de öğreniyor insan. Mesela Leylim Ley şiirinin çok bilinen bestesi dışında iki farklı bestesini daha keşfettim. Çalma listesinde onları da bulacaksınız. Haydi dinleyelim öyleyse!

1. Çocuklar Gibi

Sezen Aksu (Çocuklar Gibi)
Ferhat Göçer (Çocuklar Gibi)

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi

Bazı nur içinde, bazı sisteyim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi

Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi

Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi

Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi

Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

2. Eskisi Gibi

Nükhet Duru (Ben Sana Vurgunum)
Ferhat Göçer (Ben Gene Sana Vurgunum)

Seneler sürer her günüm,
Yalnız gitmekten yorgunum;
Zannetme sana dargınım,
Ben gene sana vurgunum.

Başkalarına gülsem de,
Senden uzakta kalsam da,
Sevmediğini bilsem de
Ben gene sana vurgunum.

Dağları aşınca başım,
Geri kaldı her yoldaşım,
Gel sevgilim, gel kardaşım,
Ben gene sana vurgunum.

Gönlüm seninkine yardı,
Aynı şeyleri duyardı;
Ayaklarımız uyardı…
Ben gene sana vurgunum.

3. Hapishane Şarkısı – I

Edip Akbayram (Göklerde Kartal Gibiyim)
Ferhat Göçer (Göklerde Kartal Gibiydim)

Göklerde kartal gibiydim.
Kanatlarımdan vuruldum;
Mor çiçekli dal gibiydim,
Bahar vaktinde kırıldım.

Yar olmadı bana devir,
Her günüm bir başka zehir;
Hapishanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım.

Coşkundum pınarlar gibi,
Sarhoştum rüzgarlar gibi;
İhtiyar çınarlar gibi
Bir gün içinde devrildim.

Ekmeğim bahtımdan katı,
Bahtım düşmanımdan kötü;
Böyle kepaze hayatı
Sürüklemekten yoruldum.

Kimseye soramadığım,
Doyunca saramadığım,
Görmesem duramadığım
Nazlı yârimden ayrıldım.

4. Hapishane Şarkısı – II

Grup Çağrı (Bir Yürek Kaldı Avucumda)

Ey gönül, kuşa benzerdin,
Kafesler sana dar gelir;
Bir yerde durmaz gezerdin,
Hapislik sana zor gelir.

Ey gönül, acaip huyun,
Boğazından geçmez tayın,
Acır testindeki suyun;
Aklına nazlı yar gelir.

Gözlerin uzağa bakar,
Kimden ne beklediğin var?
Yar semtinden gelen rüzgar
“Seni unuttu!” der gelir.

Bakmazsa senin yüzüne
Çok görme elin kızına;
Dışarda serbest gezene
Hapiste yatan hor gelir.

Ayağında gezen itler,
Başının üstünden atlar;
Hapise düşen yiğitler
Yâri dışarda kor gelir.

5. Hapishane Şarkısı – III

Ahmet Kaya (Geçmiyor Günler)
Aysun Kocatepe (Geçmiyor Günler Günler)

Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Avluda olta vururum;
Kah düşünür, otururum,
Türlü hayaller görürüm;
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Gönülde eski sevdalar,
Gözümde dereler, bağlar,
Aynada hayalim ağlar,
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Dışarda mevsim baharmış,
Gezip dolaşanlar varmış,
Günler su gibi akarmış…
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Yanımda yatan yabancı,
Her sözü zehir gibi acı,
Bütün dertlerin en gücü;
Geçmiyor günler, geçmiyor.

6. Hapishane Şarkısı – V

Edip Akbayram (Aldırma Gönül)

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir gözü
Deniz dibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma

7. Dağlar

Suavi (Dağlardır Dağlar)

Başım dağ saçlarım kardır,
Deli rüzgarlarım vardır,
Ovalar bana çok dardır,
Benim meskenim dağlardır.

Şehirler bana bir tuzak,
İnsan sohbetleri yasak,
Uzak olun benden, uzak,
Benim meskenim dağlardır.

Kalbime benzer taşları,
Heybetli öter kuşları,
Göğe yakındır başları;
Benim meskenim dağlardır.

Yarimi ellere verin;
Sevdamı yellere verin;
Elleri bana gönderin:
Benim meskenim dağlardır.

Bir gün kadrim bilinirse,
İsmim ağza alınırsa,
Yerim soran bulunursa:
Benim meskenim dağlardır.

8. Melankoli

Nükhet Duru (Melankoli)
Ferhat Göçer (Melankoli)

Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır.

Anlıyamam kederimi,
Bir ateş yakar derimi,
İçim dar bulur yerimi,
Gönlüm dağlarda bunalır.

Ne kış, ne yazı isterim,
Ne bir dost yüzü isterim,
Hafif bir sızı isterim,
Ağrılar, sancılar gelir.

Yanıma düşer kollarım,
Görünmez olur yollarım,
En sevgili emellerim
Önüme ölü serilir…

Okumalısın:  En uzun Gece 21 Aralık

Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli…
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.

sabahattin ali şiirleri

9. Kara Yazı

Ahmet Kaya (Kara Yazı)

Geçmedi yâre sözümüz,
Yollarda kaldı gözümüz,
Yere sürüldü yüzümüz,
Böyleymiş kara yazımız.

Çiçekler açılmaz oldu
Pınarlar içilmez oldu
Yâr bize gülmez oldu
Böyleymiş kara yazımız.

Yalnız ona yar demiştik
Onda bir şey var demiştik
O bizi anlar demiştik
Böyleymiş kara yazımız.

Hey gönül gene bu gece
Kederim geceden yüce
Gel susalım beraberce
Böyleymiş kara yazımız.

10. Kıyamadığım

Ali Kocatepe (Benimsin Diyemediğim)

Hey bir zaman bakıp bakıp
Seyrine doyamadığım!
Şimdi gurbette bırakıp
Sesini duyamadığım!

Evde kapanıp kaldın mı?
Seyrana çıkıp güldün mü?
Başkalarının oldun mu?
‘Benimsin!’ diyemediğim!

Akıtıp gözüm yaşını
Hatırlarım gülüşünü;
Kıvırcık saçlı başını
Göğsüme koyamadığım!

Dik yamaçların selisin,
Sen benden daha delisin,
Şimdi kimlerin kulusun?
Başını eğemediğim!

Nasıl vurgunum bilirdin,
Niçin benden yüz çevirdin?
Kimlerin koynuna girdin?
Öpmeğe kıyamadığım!

11. Çakır

Ali Kocatepe (Çakır)

Altın saçlarını sıkıca tarar,
Sonra iki örgü yana bırakır;
Ayağında pembe dallı mor şalvar,
Taze gelin gibi süzülür Çakır…

Beyaz ellerine kına yaraşır,
Mavi gözleriyle bir içim sudur.
Efeler onu el üstünde taşır;
Köyün bir tanecik orospusudur.

Çakır’sız olamaz hiç bir eğlence
Herkesin gönlünü kaplar çünkü sis…
Bazan mal olsa da iki üç gence,
Yine Çakır’ını ister her meclis…

Geniş meydanlarda yakılır çıra,
Çakır nazlı nazlı dokunur ‘def’e…
Süt gibi rakıyı sunar Çakır’a
Gür bıyıklı, ateş gözlü bir efe…

Gitgide açılır sırma cepkenler;
Kıllı göğüslerinden süzülür rakı.
Bazan birisinin bağrına girer,
Elma soymak için alınan çakı…

Çakır yılan gibi döner, kıvrılır
-Sırma saçlarında fildişi tarak-
Tabanca çekilir, bıçak sıyrılır,
O döner elini şıkırdatarak…

Yalnız bazı kere taze gelinler,
‘Bize kocamızı ver! diye inler…
O zaman Çakır’ın gözü doludur…

O zaman gözünün önüne gelen
Cepheden şehitlik alıp yükselen
İncecik bıyıklı bir yavukludur…

12. Yetmez mi?

Ferhat Göçer (Yetmez mi?)

Aşk seni harab etmez mi?
Takatını tüketmez mi?
Sendeki ateş bitmez mi?
Yetmez mi gönül, yetmez mi?

Aşkına yoktur enzade,
Aklını aldı o taze,
Aleme oldun kepaze,
Yetmez mi gönül, yetmez mi?

Yar yoluna baktırdığın,
Uykusuz bıraktırdığın,
Aşk yüzünden çektirdiğin,
Yetmez mi gönül, yetmez mi?

Hangi derdimi sayayım?
Aşka nasıl dayanayım?
Yandım, daha mı yanayım?
Yetmez mi gönül, yetmez mi?

Göğsümde tıkanır sesim,
Yok yaşamaya hevesim;
Ben bir dermansız bikesim.
Yetmez mi gönül, yetmez mi?

13. Kızkaçıran

Ahmet Kaya (Kız Kaçıran)

Dağlar dik, çeşmeler kuru
Yârimin benzi çok sarı
Ölüm var, dönülmez geri
Yürü yağız atım yürü…

Dağlar geçilmiyor kardan
Aman yok candarmalardan
Ayrılamadım bu yardan
Yürü yağız atım yürü…

Yârim bu gece yoruldu
Kaçırdığıma darıldı
Bak daha sıkı sarıldı
Yürü yağız atım yürü…

Nasıl titriyor korkudan
Kaldırdım onu uykudan
Sesler geliyor doğudan
Yürü yağız atım yürü…

Peşime düştü takipler
Boynumu bekliyor ipler
Zeybekler seni ayıplar
Yürü yağız atım yürü…

14. Mayıs

Banu Kırbağ (Mayıs Ayların Gülüdür)

Mayıs, ayların gülüdür,
taze bir çiçek dalıdır,
İçerim ateş doludur;
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Yeşil dağlara göçülür,
Kırmızı şaraplar içilir;
Yârim dökülüp saçılır,
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Göklere karşı yatılır,
Dertlerimiz unutulur;
Eski sevgiler atılır;
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Uzakta kuşlar seslenir;
Gönlüm genişler beslenir;
Yaşamağa heveslenir,
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Yumuşak rüzgarlar eser;
Çimenlerde yârim gezer,
Yanılır, bana gülümser;
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

15. Hayat – II

Ali Kocatepe (Yaşamak)

Hayat ne fazla gülmek ne de yasa girmektir
Mevzuatı çiğnemek ,talihi devirmektir
Dünyayı parmağının ucunda çevirmektir
Yaşamak yatağından seller gibi taşmaktır

İnsan ki gelip geçer dünyada nefes gibi
Ne büyük ıstıraptır yaşamak herkes gibi?
“Yükselsin!” tatlı bir ses olamaz bu ses gibi
Yaşamak; kartal gibi göklerde dolaşmaktır.

Halik ki her mahluktan başka yarattı bizi
Zaman bir avuç toprak yapsa da cismimizi
Kainat hayretlerle anmalı ismimizi
Yaşamak asırları bir hamlede aşmaktır.

16. Leylim Ley

Aysun Kocatepe – Ali Kocatepe (Leylim Ley)
Rüştü Demirci (Leylim Ley)
Murat Malay (Leylim Ley)

Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni

Aldım sazı çıktım gurbet görmeye
Dönüp yâre geldim yüzüm sürmeye
Ne lüzum var şuna buna sormaya
Senden ayrı ne hal oldum gör beni

Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni

Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardıma
Kula değil yüreğine sor beni

Hangi internet sayfasına bakarsanız bakın “Leylim Ley” şiirinin Sabahattin Ali’ye ait olduğu bilgisine ulaşırsınız. Şiir gerçekten Sabahattin Ali’ye mi aittir? Buna dair kesin bir bilgi bulamadım. Bildiğimiz tek bir gerçek var, o da bu şiirin yazara ait “Ses” hikâyesinde yer almasıdır. Hikâyede Sabahattin Ali şiirden bir halk türküsü diye bahseder. Kendi yazdığı bir şiiri hikâyesinin içinde halk türküsü diye kullanmış olabilir. Ya da gerçekten dinlediği / duyduğu bir halk türküsünü şiir olarak hikâyede kullanmış olabilir. Kesin bir bilgiye ulaşıncaya kadar bu şiiri Sabahattin Ali’nin şiirlerinden biri saymaya devam edeceğiz.

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz

Edip Akbayram tarafından bestelenmiş olan bir şarkı daha vardır, Sabahattin Ali’ye ait olduğu sanılan: “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” Bunun yanlış bir bilgi olduğu neredeyse kesindir. Merak edip okumak isterseniz aşağıdaki bağlantıyı takip edebilirsiniz.

Son sözü Sabahattin Ali söylesin bence. Ne zaman, nerede söylemiş bilmiyorum.

“Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum. Belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim. İnsan bir şey yapmalı, öyle bir şey ki… Yoksa hiçbir şey yapmamalı. Düşünüyorum: Elimizden ne yapmak gelir? Hiç… Sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun güneş hâlâ tepede. Bir cigara yakıyorsun ve yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun: Napalım, kısmet değilmiş…”

close

Dur! Gitmeden abone ol.

Yeni yazı varsa haftada bir e-posta alırsın!

Beni bilgilendir
Bildirim seçiniz
guest
10 Yorum
Satır içi geri bildirim
Tüm yorumları gör
Gülten
15 Ocak 2022 04.27

Birçok şarkıyı biliyorum fakat Sabahattin Ali’ye ait olduğunu bilmiyordum.Bu anlamda gerçekten bir teşekkürü hakediyorsunuz. Çok güzel bir arşiv oluyor sayenizde. Çok teşekkürler.

Gülten tarafından son düzenleme 4 gün önce
Recep Hilmi TUFAN | rehitu.com
16 Ocak 2022 23.08

Sabahattin Ali’nin bu kadar fazla bestelenmiş şiire sahip olduğunu bilmiyordum ki bunların birçoğu da çok iyi bilinen şiirler / şarkılar esasında.

Sâyenizde öğrendik, teşekkür ederiz.

Can
Can
17 Ocak 2022 17.04

Selam, çok hoş bir blogunuz var takipteyim :). Rica etsem sizde bloguma bi göz atıp en altta bulunan ‘Okuma Listene Ekle’ kısmından blogumu takip eder misiniz ?

Yurdagül Çelik
17 Ocak 2022 17.22

Leylim Ley’in ona ait olduğunu bilmiyordum.Trajik ölümü hep üzer beni…

Huriye
18 Ocak 2022 14.48

Ben Gene Sana Vurgunum’u Farah Zeynep Abdullah bir dizi için seslendirmişti, o gün bugündür en sevdiğim versiyon odur. Hapishane Şarkısı 1’i de Karadenizli olduğum için Volkan Konak’tan seviyorum. 🙂