Alıntı:
Bir Edip 8 Mart 2024, 00.08 tarihli paylaşımdan.
ser kelimesini bir dönem çok yaygın bir şekilde kullanmışız. sonra yerine aynı anlama gelen baş kelimesini koyup kelimeleri öyle türetmişiz. mantık olarak bir fark yok. sermuharrir yerine başyazar, sermaye yerine başmal gibi…
içinde “ser” geçen ve çok kullandığımız birkaç kelimeyi yazayım: sarhoş, serbest, serdar, serdengeçti, serencam, sergüzeşt, serhat, serkeş, sermaye, sersem, serseri, serzeniş, sorguç, zencefil (zencefil arapçadan geçmiş ama kökü batı dillerine çıkıyor. alttaki dönüşümün içine dâhil)
kelimenin batı dillerine geçişi ve dönüşümü hayli ilginç. “ḱer-” (kafa, boynuz, beyin) şekliyle geçmiş. sonrasında bu kökten dilimize de pek çok kelime gelmiş. korna, gergedan, kerata (ayakkabı çekeceği), kornea, korner, kornet, kornişon, kırat (karat), dirgen (iki uçlu çatal, boynuz), migren(yarım baş ağrısı). batı dillerindeki havuç (karot) kelimesi de bu kökten “kelleli pancar, başlı kök” gibi bir anlama dönüşerek gelmiş.
levha kelimesini günlük kullanımların dışında dinî terminolojide görürüz. mahfuz (korunmuş) kelimesiyle birleşerek “levhimahfuz” olmuştur. anlamı da “allah’ın takdir ettiği, olmuş ve olacak bütün şeylerin üzerinde yazılı bulunduğu kabul edilen levha”. kader tahtası yani.
bir yazımda bir başka yazardan alıntılayarak “ama sözcükleri götüremeyecekler” demiştim. iyi ki sözcükler var ve onlara kimse dokunamıyor.
ser kelimesini bir dönem çok yaygın bir şekilde kullanmışız. sonra yerine aynı anlama gelen baş kelimesini koyup kelimeleri öyle türetmişiz. mantık olarak bir fark yok. sermuharrir yerine başyazar, sermaye yerine başmal gibi…
içinde “ser” geçen ve çok kullandığımız birkaç kelimeyi yazayım: sarhoş, serbest, serdar, serdengeçti, serencam, sergüzeşt, serhat, serkeş, sermaye, sersem, serseri, serzeniş, sorguç, zencefil (zencefil arapçadan geçmiş ama kökü batı dillerine çıkıyor. alttaki dönüşümün içine dâhil)
kelimenin batı dillerine geçişi ve dönüşümü hayli ilginç. “ḱer-” (kafa, boynuz, beyin) şekliyle geçmiş. sonrasında bu kökten dilimize de pek çok kelime gelmiş. korna, gergedan, kerata (ayakkabı çekeceği), kornea, korner, kornet, kornişon, kırat (karat), dirgen (iki uçlu çatal, boynuz), migren(yarım baş ağrısı). batı dillerindeki havuç (karot) kelimesi de bu kökten “kelleli pancar, başlı kök” gibi bir anlama dönüşerek gelmiş.
levha kelimesini günlük kullanımların dışında dinî terminolojide görürüz. mahfuz (korunmuş) kelimesiyle birleşerek “levhimahfuz” olmuştur. anlamı da “allah’ın takdir ettiği, olmuş ve olacak bütün şeylerin üzerinde yazılı bulunduğu kabul edilen levha”. kader tahtası yani.
bir yazımda bir başka yazardan alıntılayarak “ama sözcükleri götüremeyecekler” demiştim. iyi ki sözcükler var ve onlara kimse dokunamıyor.