Alıntı:
Bir Edip 7 Mart 2024, 23.56 tarihli paylaşımdan.
belli bir yaşın üzerindekilerin bileceğini tahmin ettiğim bir kelime bu.
kelimenin köküne gidince aynı kökten türemiş -ülke gündemini fazlasıyla meşgul eden- bir başka kelime çıkar karşımıza: tesettür. anlamını vermeye herhalde gerek yoktur. (daha önce ele aldığınız “terakki” kelimesinde örnek olarak verdiğim kelimelerin içine tesettür de eklenebilir. kalıp olarak aynıdır: teşekkür, tebessüm, teneffüs vb)
aynı kökten bir de “kullarının hata, kusur, ayıp ve günahlarını örten, bağışlayan” anlamında allah için kullanılan settar kelimesi var. tdk sözlüğe almamış bu kelimeyi ama hayatın içinde yaşıyor. ya settâr!
konu dışı bir bilgi: settar kelimesinin kalıbına bakarken aklıma bir an “bakkal” kelimesi geldi. kalıpları aynı olunca köküne gideyim dedim. bugüne kadar benim de dikkatimi çekmeyen bir anlamla karşılaştım. bakkal kökü itibarıyla “sebze satan kimse, manav, bostancı” demek. bunu biliyordum. ama kökünün “bakla” olacağını hiç düşünmemiştim. “her çeşit otsu bitki veya sebze” kökünden gelmiş, “bitkilerin tanesi” demekmiş bakla. bakliyat buradan geliyor, bunu tahmin edersiniz. ama “baklava” [baklavi > örme zincir (halkası)] kelimesi de buradan evrilmiş.
“sütre”den ne ara “bakla, bakkal ve baklava”ya çıktı ki yolumuz?
iyi -ki- kelimeler var!
belli bir yaşın üzerindekilerin bileceğini tahmin ettiğim bir kelime bu.
kelimenin köküne gidince aynı kökten türemiş -ülke gündemini fazlasıyla meşgul eden- bir başka kelime çıkar karşımıza: tesettür. anlamını vermeye herhalde gerek yoktur. (daha önce ele aldığınız “terakki” kelimesinde örnek olarak verdiğim kelimelerin içine tesettür de eklenebilir. kalıp olarak aynıdır: teşekkür, tebessüm, teneffüs vb)
aynı kökten bir de “kullarının hata, kusur, ayıp ve günahlarını örten, bağışlayan” anlamında allah için kullanılan settar kelimesi var. tdk sözlüğe almamış bu kelimeyi ama hayatın içinde yaşıyor. ya settâr!
konu dışı bir bilgi: settar kelimesinin kalıbına bakarken aklıma bir an “bakkal” kelimesi geldi. kalıpları aynı olunca köküne gideyim dedim. bugüne kadar benim de dikkatimi çekmeyen bir anlamla karşılaştım. bakkal kökü itibarıyla “sebze satan kimse, manav, bostancı” demek. bunu biliyordum. ama kökünün “bakla” olacağını hiç düşünmemiştim. “her çeşit otsu bitki veya sebze” kökünden gelmiş, “bitkilerin tanesi” demekmiş bakla. bakliyat buradan geliyor, bunu tahmin edersiniz. ama “baklava” [baklavi > örme zincir (halkası)] kelimesi de buradan evrilmiş.
“sütre”den ne ara “bakla, bakkal ve baklava”ya çıktı ki yolumuz?
iyi -ki- kelimeler var!