Ayrılık
Mendil elimde, gittiğin akşam selamladım;
Baktım uzak ufuklara, arkandan ağladım.
Gönlüm gözüm veda-ı nigâhınla dopdolu,
Her akşamüstü bekliyorum gittiğin yolu.
Kıldın peyinde bir kuru yaprak bu düşkünü,
Hicrinle sonbahar gibi yağmurlu her günü
Yollarda tozlu bir ağacın sâyesinde ben
Mâzîme ağlayıp örerim gölgeden kefen.
Mehcûrunum elem-zede gönlüm bugün bilir,
Sevmek nedir, sevilme nedir, ayrılık nedir?
Ben söylesem, inanmayacaksın melâlimi;
Sor gizli, gördüğün gece mehtâba hâlimi.
Yalnız bıraktığın oda hicrinle bir ölü,
Her şey odanda sanki hayâlinle örtülü.
Kalmış sedîr-i nâzının üstünde yastığın,
Âguş-ı intizârını açmış yataklığın.
Her yerde hâtırâtını gönlüm, gözüm taşır;
Senden uzak düşen, sana ruhen yakınlaşır.
Seyr eyle öldüğüm gece, ey ruhumun gülü,
Göklerde keh-keşan olacak kalbimin külü.
Hüseyin Siret Özsever


Bir yanıt yazın