•

Kalemin Dilinde Çocukluğumuz

Kalemin Dilinde Çocukluğumuz

Sevgili Ayşegül,

Bir yazının yazılma vakti ile o yazının muhatabı arasında nasıl bir ilgi vardır, biliyorsan söyle. Bahtına gece düştü. Geceye hüzün düştü. Hepsi bir düş’tü.

Karanlığın çağırdığı karamsarlık hali değil söylemek istediğim. Bilakis yıldızların ışıltısı, ayın parıltısı. Hani yaz geceleri vardır, ayın bir güneş gibi ışıttığı. Börtü böcek koro halinde bir ürperti mırıldanırlar. Teniniz değil ama içiniz üşür. Çocukluğun bölük pörçük anıları zihninizi kemirir. Gaz lambasının aydınlattığı bir odada çok kardeş yaşadığınız yıllara gidersiniz. Siyah önlüklü olunan zamanlardır. “Lambada titreyen alev”1  kaleminizin deftere düşen gölgesini oynatır. Kaleminize can gelmiştir. Yazarsınız.

Gün döner. Siyah önlükler maviye, sonra formaya dönüşür. Alevi titremeyen ve is kokmayan ışıltılı dünyada önce duvara yansıyan hayaller ölür, sonra yüzümüze yansıyan. Böcek seslerini bastıran bol gürültülü, teknolojik aletler girer dünyamıza. Börtü böcek terk eder bizi. Yıldızlar terk eder, ay terk eder.

Sadece kalem kalır, dilinde hepimizin çocukluğu. Sorsan yıllık bilmez, hatıra bilmez. Ama anlatır nedensiz. Neden siz? Müstesna anlamlar yüklemeden hiçbir yazıya, bir “mürettep lüff ü neşr” sanatının inceliğine emanet ederek manayı, sahibine teslim eder. Yazıyı yazan kalem şahittir. Ve o güzel bir tevafuktur.

Çok bilinmeyenli bir denkleme dönüştü yazı. Bir kusur varsa gecenindir. Ve o, her kusuru örtendir. İlahî beyanla bitsin mi kelam: “Ve sükûna erdiği zaman, geceye (andolsun)!”


  1. Abdurrahim Karakoç, Mihriban ↩︎

Yorumlar

“Kalemin Dilinde Çocukluğumuz” ögesine 2 yanıt

  1. Nesirle şiir arası… Edebiyatla felsefe, gerçekle düş arası…

    Tebrik ederim.

    1. Teşekkür ederim İçimde Kalacağına.
      Gerçekle düş arasıydı. Gerçek gitti, şimdi sadece düş kaldı elimizde. Gerçekle birlikte düşlerimizi de (ç)aldılar elimizden. :((

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir