ben insan sevmiyorum

Ben İnsan Sevmiyorum(!)

Eskiden gazetelerde bulmaca sayfaları olurdu. Sonra bulmaca eklerine dönüştü bu sayfalar. Şimdi hepsi sanal birer oyuncak.

Ortaokul ve lise yıllarımda bir bulmacayı çözebilmek için saatler boyu sözlük karıştırdığımı dün gibi hatırlıyorum. Kelimelerle dostluğum o yıllarda başlamış olmalı.

80’li, 90’lı yıllardaki klasik bulmacaların yanına sonraları kare karalamaca, sudoku gibi bulmacalar eklendi. Gazetedeki kare karalamacayı çözebilmek için her zaman kurşun kalem kullanırdım. Yanlış yaparsam baştan başlayabilmek için. Şimdi telefonda bir tuşa basmaktan ibaret bir oyuna baştan başlamak. Kolay ulaşılabilir oldukça kıymeti azalıyor her şeyin.

Geçen gün değerli bir dostun tavsiyesi üzerine telefonuma “Kelimelik” oyununu kurdum. Çok eskiden de bu oyunu üç beş gün kullanıp silmiştim. Denenmişi denemeye karar verdim yani.

Sonuç yine hüsran. Üç gün sonra -kesinlikle beş gün olmamıştır- yine oyunu sildim. Baştan söyleyeyim, amacım oyunu kötülemek değil. Eksiklerine ve eleştirilecek yönlerine rağmen epey kaliteli bir oyun sayılabilir. Oynamak isteyenlere hoşça vakitler diliyorum.

Telefonda oyun oynamayı seviyorum. Bu sebeple pek çok oyunu deneyimliyorum. Telefonuma kurup sildiğim oyunların hesabını tutmuyorum lakin sayının epey yüksek olduğunu biliyorum. Tabi böyle söyleyince beni oyun delisi falan sanmayın. Boş vakitlerde, yolculuklarda çerez niyetine… Can sıkıntısına iyi gelen yanını göz ardı etmeyin oyunların.

Savaş, strateji, dövüş (dövüş bir oyun mudur?) vb oyunlarını sevmem. Hiç oynamadım zaten. FİFA vb takım oyunlarının da yanından geçmişliğim yoktur. Ne var telefonumda? Sudoku, kare karalama, renk sıralama, yol bağlama bulmacası, üçlü eşleştirme, sayı toplama bulmacaları, kaydırmalı blok bulmacası vb… Hemen hepsi mantık oyunları. Toplam sayı hiçbir zaman 10’u bulmamıştır zaten. Hepi topu üç beş oyun. Favorim sudoku ve kare karalama.

Bir edebiyatçının kelime oyununu bırakıp sayılarla ve mantık bulmacaları ile vakit geçirmesi biraz garip görünüyor olabilir. Takılmayın böyle şeylere. Ben sizin oyunlarınıza müdahale ediyor muyum? İster balon patlatın, ister barbi bebek giydirin, ister mısır yetiştirin. Bana ne!

Kelimelik oyunundan sonra fark ettim ki ben oyun oynarken sabırsız biriyim. Cümlemi silerek değil yazarak düzelteyim: Ben oyun oynarken karşımda bir insan varsa sabırsız biriyim. Malum Kelimelik oyunu iki oyuncuyla oynanan, sırayla hamlelerin yapıldığı bir kelime türetme oyunu. Oyunda kelime türetirken elbette bir düşünme payı olmalı. Ama nihayetinde bir oyun oynuyorsunuz. Saatler boyu düşünecek değilsiniz. Hadi beş dakika düşündünüz diyelim, sonra hamlenizi yaparsınız.

Oyunu oynarken gördüm ki insanlar çok rahat. Bir hamle için saatler boyu bekleyebiliyorlar. Ne yapıyorsun kardeşim hamleni yapmak için beklerken? Sözlükte olmayan kelimeler mi türetiyorsun, internette bu iş için açılmış sayfalarda kelime mi arıyorsun, yoksa oyunun hilelerini mi keşfetmeye çalışıyorsun? Nedir yani? Satranç oynarken bile bu kadar düşünmez insan. Bu yüzden satranç da oynamıyorum zaten.

Bu vurdumduymazlık beni, karşılıklı oynanan oyunlardan soğuttu. Telefonumda yüklü olan – yukarıda saydığım- birkaç oyuna baktım, hiçbiri bir rakip istemiyor. Karşımda biri yok. Oh, ne iyi! Bir oyun için birinin nazını çekmeye tahammülüm yok. Yokmuş, anladım.

Ben galiba insan sevmiyorum. Yoksa sudoku oynarken bir sayıyı bulabilmek için saatler boyu düşünen ben, kelime türetme oyununda beş dakikadan sonra neden sabırsızlık göstereyim ki!

Dedim ya, insan sevmiyorum.

Valla sevmiyorum!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir