Bu, Kısa Bir Yazıdır…

Bu, Kısa Bir Yazıdır…

Sen bu satırları okuyorsun ya şimdi, ben kim bilir nerdeyim. Ama uzakta olmadığım, olamadığım kesin. Dur, dur! Hemen kitaplarının arasına bakma; orada olamam.

Bu, kısa bir yazı olacak. Büyük harfle başlamayan, noktayla bitmeyen… Çalakalem yazılmış birkaç satır, üzerinde tekrar düşünülmemiş.

Kısa bir yazı olacak ya, sözü uzatmadan konuya geçelim. Konumuz: “Bu yazı niçin kısa olacaktır?”

Kısa olacaktır; çünkü uzayıp giden yazılar, sonu olmayan yollar gibidir. Yaklaşırsınız, ama ulaşamazsınız. Oysa bu kısa yazının daha başında, nereye ulaşacağınızı biliyorsunuz.

Bu yazı kısa olacaktır; çünkü ömür çok kısa. Ve yapılacakların çokluğu, ömrü daha da kısa kılıyor. Bu yazıyı yazmak için ayrılan süre okumak için ayrılan süreden daha kısa olmalı ki, ömür yetsin.

Siz bakmayın satırların çokluğuna. Bu yazı gerçekten kısa olacak. Üç noktadan sonra bitecek.

“Mutluluklar hep kısa sürer.” demiştin bana. Bu yazı da kısa. Oysa bu satırların mutluluk sebebi olduğunu biliyorsun. Ya uzayıp gitseydi satırlar? Noktasız cümleler doldursaydı sayfaları? Mutluluk uğramaz mıydı semtimize? Nihayetinde mutluluk misali kısa bir yazı bu.

Yeni fark etmiş değilim; uzun sandığımız kış gecelerinin, bildiğimizden daha kısa olduğunu. Öyle olmasaydı burada olmazdık her sabah. Böylesine sıkıştırmazdık geceleri, biten günün akşamıyla umut gününün sabahı arasına. Geceler, gülmek için uzundur. Ağlamaksa, şeb-i yeldalara sığmayan eylem.

Uzun bir yolculuğa çıktık. “Az gittik, uz gittik.” “Kısa günün kârı”, az ve öz konuştuklarımız kaldı elimizde. Kısa konuştukça çok şey anlattığımızı fark ettik. Hiç konuşmasak daha fazlasını anlatabilir miydik? Belki… Ama hiç konuşmamak, uzun bir suskunluk değil miydi? Bu yüzden konuştuk. İhtiyaç olduğu kadar…

Şimdi, “Bu parçanın ana fikri nedir?” gibi garip bir düşünceye dalma. Beş şıkkı da dikkatlice oku. Doğru cevabı bulamamış olabilirsin. Sen “F” şıkkını ekleyip, ana fikrini yazıver. Aslında bunda hiç suçun yok. Zaten kısa paragraf sorularını sevmezdin. Uzun olsaydı eğer bu yazı, çözmek de o kadar kolay olacaktı, değil mi?

Neyse, her şeyi takma kafana. Varsın insanlar seni her gün “ti” ye alsınlar. Kaybettiğin bir şey olmaz. Ama hayatı “ti” ye almayı öğrenmiş olmalısın önce.

Nasıl mı?

Bekle!… Kısa bir zaman sonra…


 

Kendime dipnot:

Bu yazı ilk olarak “Bu, Kısa Bir Yazıdır” başlığı ile dibace.netteyim.net bloğunda yayınlandı. Servis sağlayıcı hizmetine son verince blog da kendiliğinden kapandı.  Aradan uzun zaman geçtikten sonra yazı (22 Ekim 2016’dan itibaren) farklı bloglarda -tabi benim bloglarımda- yine aynı başlık ile yer aldı.

Merak eden olursa yazının web arşivindeki 19 Haziran 2002 tarihli görüntüsü  burada.

Bu notu kendi sanal arşivimi oluşturmak için  ekledim. Yazının tarihi 2021 yılının hemen başında ilk yayımlandığı tarihe çekilmiştir. 

Bu yazıyı beğendin mi?

Öyleyse abone ol. Yeni yazıları kaçırma!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Yeni yazı varsa haftada bir e-posta alırsın. İstediğin zaman üyelikten çıkabilirsin. Yani her şey senin kontrolünde! :))

Bu yazıyı paylaşmak istersen...
Abone ol
Bildir
guest
8 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Gazeteci N.G.
Gazeteci N.G.
25 Ekim 2016 13.11

Efendim,
Yazı kısa çünkü mutluluk kısa sürer demişsiniz ya, diyecek laf bırakmamışsınız.
Yüreğinize sağlık! 🙂

Cezerye
Cezerye
4 Kasım 2016 10.59

Yazı kısaldıkça anlamı büyümüş, elinize sağlık.

Bayan Hohori
7 Kasım 2016 13.37

Bu yazı gerçekten kısa olacak. Üç noktadan sonra bitecek.

Beni etkileyen de bu cümle oldu.. Bu yazı kısa anlamı devam edecek… Kelimeler dans ediyor adeta… Kaleminize sağlık

Büşra
7 Kasım 2016 20.31

Evet ağlamak, en uzun gecelere sığmayan bir eylem…
Yüreğinize sağlık kısa yazınız uzun bir anlam içermiş :))