Blogda neler oluyor?
Uzun zamandır hasbihal etmedik. Şiir, hikâye vb edebî türler okuyucuyu mutlu etse de yazıcıyı yoruyor. Bu kez hiçbir edebî kaygı taşımadan yazmak istiyorum. (İç ses: Sanki edebî kaygı taşıyınca yazıya kıymet veren var!) Siz çayınızı tazeleyin. Ben de size havadan sudan biraz anlatayım.
Bilinmeyen Şiirler Antolojisi
1992 yılından bu yana farklı dönemlerde doldurduğum dört şiir defterim olduğunu daha önceki yazılarımda söylemiştim. Bloğun müdavimleri hatırlayacaklardır. Hatırlamadıysanız da canınızı sıkmayın. Çok önemli bir bilgi değil.
Bu defterlerde yer alan şiirleri uzunca bir zamandır bu bloğa aktarmak için uğraşıyorum. Uğraşıyorum deyince hummalı bir çalışmanın içine girdiğim anlaşılmasın. Zora gelemem, sadece keyif alıyorsam yapıyorum. Keyif alıyor muyum? Şiir sayısı her gün arttığına göre…
Geçen gün üşenmedim dört defterde kaç şiir var diye saydım. Altı yüzden fazla şiir varmış. Belki tekrar eden şiirler vardır. Nereden baksanız 500-550 seçme şiirim var defterlerimde. Hepsini kendi ellerimle yazdım. Hiç mi üşenmedim? Atasözü ile cevap vereyim. Üşenenin oğlu kızı olmaz. 🙂
Bloğa eklediğim şiir -bugün itibarıyla- 300 bile olmadı. Defterlerde olmayan ama yeni okuduğum, beğendiğim ve buraya eklediğim şiirleri de bu sayıya dâhil edin. Demek ki daha epey yolum var. Benim de acelem yok.
Defterlerden buraya aktardığım şiirleri “bilinmeyen şiirler” üst başlığında topladım. Bazıları -şiir seven sevmeyen herkesin ağzına sakız olmuş- meşhur şiirler. Bazıları da gerçekten zor bulunacak şiirler. Şairlerine dair internette bilgi bulmakta zorlanacağınız şiirler var. Böylesine az bilinen şairlerin yine böylesine az bilinen şiirlerini nerelerde okuyup da defterime almışım bir muamma. Zaman geçtikçe bu bilgi silikleşiyor. Son iki defterdeki şiirlerin çoğunu, özgürlüğümün elimden alındığı bir dönemde Mehmet Ay’ın dokuz ciltlik Türkçe Şiirler Antolojisi’nden aldığımı hatırlıyorum sadece. Kimsenin şiir kitabı okumadığı bir ortamda bu antolojiyi devirmiştim ben. Ve yanında daha pek çok şiir kitabı. Hey yıllar! Heder olan yıllar!
Bu şiirler benim için güzel bir seçki. Seçki güzel bir kelime ama pek çok insan için benim düşündüğüm anlamı taşımıyor. Bu yüzden Batı kökenli bir kelimeyi kullanarak en sonunda “Bilinmeyen Şiirler Antolojisi” demeye karar verdim bu seçkiye. İyi yaptım bence.
Hangi Yapay Zekayı Kullanıyorum?
Tabi şiirleri bloğa aktarırken kullanıcı deneyimi açısından işlevsel olsun diye de emek harcıyorum. Şairler sayfasını mevcut haline getirinceye kadar epey uğraştım. Kod yazmayı bilen biri için bu işlem çok kolay olabilir. Fakat benim gibi hobi olarak bu işlerle uğraşan biri için zorlayıcı olabiliyor.
Sayfaya son şeklini verirken YZ’den (yapay zeka) yardım aldım. Basit bir eklenti yazdırmam gerekiyordu. Önce ChatGPT ile yola çıktım. Yolda kaldım. Sonra Deepseek ile devam ettim yola. Deepseek bu konularda beni hiç yolda bırakmıyor. ChatGPT birkaç komuttan sonra ilk yazdığı kodu bile unutuyorken Deepseek’e defalarca şurayı beğenmedim, şunu değiştir diyorum, hiç aksatmadan ve önceki kod yapısını bozmadan benim isteklerime cevap veriyor.
Ücretsiz sürüm kullandığım için belli bir komut ve mesajdan sonra “yeni bir sohbete başlayın” uyarısı veriyor malum YZ’ler. Bu sorunu aşmak için de son yazdığı kodu YZ’ye tekrar verip isteğimi iletiyorum. Böylece önceki sohbet çok fazla kesintiye uğramadan kaldığı yerden devam ediyor. Nihayetinde benim isteğimi karşıladı ortaya çıkan şey.
Tabi işim sadece kod yazdırmak değil. Bu işin arasında epey eğlenceli muhabbetimiz de oluyor YZ ile.
Yaptığı işten sonra mutlaka başka öneriler de sunuyor size. Şunu da ekleyebiliriz diyerek. Burada bütün süreci anlatıp sizi sıkmak istemem.
Daha önce de basit bir arşiv eklentisi yapmıştım. Orada da ChatGPT ile başlamış yine Deepseek ile sonuca ulaşmıştım. Hatta ChatGPT ile saatlerce uğraşmış ortaya bir şey çıkaramamışken Deepseek, ChatGPT’nin yaptığı ve işe yaramayan arşiv eklentisinden çok daha güzelini 15-20 dakikada yazmıştı.
İçime sinen bir sonuca ulaştıktan sonra Deepseek ile yazdığım kodu, ChatGPT’ye verip belli başlıklarda değerlendirmesini istiyorum. Ondan aldığım cevabı geri Deepseek’e veriyorum ve cevabın değerlendirmesini istiyorum.
Yani sizin anlayacağınız iki YZ’yi çarpıştırıp duruyorum. Ama bir şeyi özellikle belirtmeliyim. Karşımda bir makine olduğunu bildiğim hâlde bir insan varmış gibi konuşmaya özen gösteriyorum. Makinelere de kibarlığı biz öğreteceğiz. Yarın hiç kimse, bu makineler bize hükmediyor diye yakınmasın.
Bilinmeyen şiirler antolojisi‘ni açtığınızda sizi harf harf listelenmiş şairler karşılıyor. O listenin başında toplam şair ve şiir sayısını gösteren bir bilgi var. Ayrıca şair isimlerinden hemen sonra da her şaire ait kaç şiir olduğunu gösteren bir başka bilgi daha var. Ama şu anda bu bilgi okuyucular için gizli. Ne zaman görünür olacak? Buna dair bir öngörüm yok. Defterlerimdeki şiirlerin çoğunu aktarınca belki.
Sanal şiir defterimi oluştururken alıntı yaptığım şiirlerin sayfada karmaşaya neden olmaması için onları ana sayfada göstermiyorum. Bunları ana sayfadaki kendi yazı arşivime de dâhil etmedim. Neden? Çünkü biredip’in asıl amacı kendi yazılarımı paylaşmak. Böyle olunca da alıntıların biraz arka planda kalması, sadece şiir meraklılarının o sayfayı arayıp bulması daha doğru olacak diye düşündüm. Yanlış düşünmüş olabilirim. Olsun. Blog benim, canım nasıl istiyorsa öyle düzenlerim. Siz yine de fikriniz olursa iletin, dikkate alırım.
El Yazısını Nasıl Aktarıyorum?
Her ne kadar Bilinmeyen Şiirler Antolojisi gibi iddialı bir adı olsa da şiir kategorimin, defterlerden bir şiir aktarmak istediğimde ilk olarak bu şiir internette var mıdır ona bakıyorum. Varsa kopyalayıp sayfaya ekliyorum. Ama kesinlikle defterimdeki şiirle karşılaştırıyorum. Çelişkili bir kelime, dize olursa araştırmamı biraz derinleştiriyorum.
Eğer internette bulamamışsam bu kez teknolojinin kapısını çalıyorum. Google Çeviri uygulamasını açıp bir çeviri yapacakmış gibi şiirin fotoğrafını çekiyorum defterimden. Sonra metni kopyalayıp yazı editörüne ekliyorum. Arada yanlış yaptığı olmuyor mu? Oluyor tabi. Ama bütün şiiri yeniden yazmaktansa birkaç hatayı düzeltmek daha mantıklı.
Aynı işlemi Google dokümanlar ile yapabileceğimi de biliyorum. Ama sanırım Google dokümanları -bu iş için- sadece bilgisayarda kullanmam gerekiyor(muş). Bir şiir eklemek için her seferinde bilgisayar açmak zor geliyor. Üstelik bu şiirlerin çoğunu otobüs veya trenle seyahat ederken ekliyorum. Yanımda sürekli bilgisayar taşıyamayacağıma göre cep telefonu ile en hızlı yöntem neyse onu kullanıyorum.
* * *
İki belki üç blog yazısı olabilecekken anlatmak istediklerimi tek yazının içine sığdırdım. Bu yüzden biraz uzun bir yazı oldu. Sonuna kadar okuma sabrı gösterdiyseniz kendinizi kutlayabilirsiniz. 15 saniyelik Instagram hikâyelerini bile 3 saniyeden fazla izlemiyor insanlar günümüzde. Ben kalkmış böyle bir çağda bir blog yazısı için beş dakika ayırmalarını istiyorum insanlardan.
Çok şey mi istiyorum?
Evet.
Ben azla yetinmeyi bilmem ki!


Bir yanıt yazın