You are currently viewing Bilmediğiniz ve Kanıksadığımız

Bilmediğiniz ve Kanıksadığımız

Sevgili Esra,

“Bir beyaz gemiydi ayıran onları / Kadın güvertedeydi, adam rıhtımda / Şimdi unuttum yüzünü kadının / Adamın gözleri aklımda” mısralarını kaleme alan şair hangi ayrılık sahnesini anlattı, ne sen biliyorsun, ne ben biliyorum.

Hayli zamandır limana doğru yaklaşan bir beyaz gemi, bir sabah uyandığında seni (ve arkadaşlarını) bu limandan alıp gidecek. Kaçıncı kez olduğu gibi. Bilmediğiniz ve kanıksadığımız.

Yeni limanların hayaliyle doldururken yelkenini, deli poyrazlar bir o yana, bir bu yana savurmasın seni. Munis rüzgârların olsun sana istikamet veren.

Deniz, hep fırtınasız olmayacak. Beyaz geminin karaya oturduğu günleri de göreceksin. Sığınıp kaderin serin sularına, yeniden yelken açtığında daha sağlam gemilere bindiğini fark edeceksin.

Rıhtımda kalanlara dair endişelerin olmasın. Onlar yıllar var ki hep aynı rıhtımda vakti dolan yolcuları uğurluyorlar bir beyaz gemiyle. Hangi haletiruhiye içinde olduklarını ilk dörtlüğünü aldığımız şiirin son dörtlüğü ile yazıyı bitirirken göreceksin.

İçimden bir ses “bunu da yaz” diyor: Her zaman yeni bir limana götürmez gemiler insanı. Bazen son limana götürür. Hatırlarsın “Sessiz [bir] Gemi”dir o. Çok insan onunla sefere çıkmıştır. Lakin dönen olmamıştır. Ben “gidilen yerin dönülmezliğinden” diyeyim, sen iyimser bak “güzelliğinden” de.

Son sözü Ümit Yaşar Oğuzcan’a verelim demiştik. Şimdi bizim adımıza o söylesin: “Derken bir düdük öttü ansızın / Bembeyaz gemi gitgide ufaldı / Korkunç yalnızlığıyla baş başa / Rıhtımda bir adam kaldı…”

 

Başkaları bunu da okudu:  Gerisi Teferruattır

Bu yazıyı beğendin mi?

Öyleyse abone ol. Yeni yazıları kaçırma!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Yeni yazı varsa haftada bir e-posta alırsın. İstediğin zaman üyelikten çıkabilirsin. Yani her şey senin kontrolünde! :))

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle