Bir Film, Bir Kitap ve Geçmiyormuş Gibi Yapıp Geçip Giden Yıllar

Bir Film, Bir Kitap ve Geçmiyormuş Gibi Yapıp Geçip Giden Yıllar

-Neden ikinci el kitapları seviyorsun? 
-Yaşanmışlıkları yüzünden. Başkalarına ait izler bulmayı seviyorum. Notlar, telefon numaraları, sayfaların arasında unutulmuş bir iki şey... Onların hikayelerini, kimlere ait olduğunu düşünmeyi çok seviyorum, yeni hayatlar yaratıyorum kafamda, düşlerimde...

Böyle bir diyalog geçiyordu geçen günlerde izlediğim Issız Adam filminde. “2008 yılında gösterime girmiş bir filmi yeni mi izledin?” diyenler olacaktır mutlaka. Cevabım çok kısa: Evet!

Filmden birkaç gün sonra, bir cumartesi günü gönüllü çalışan olarak bir kütüphanedeydim. Ve orada kitapları karıştırırken Adalet Ağaoğlu’nun Ruh Üşümesi adlı romanını buldum. Kitabın hemen ilk sayfasında 6 Ocak 1995 tarihinde yazışmış bir hitap vardı. Bundan tam otuz yıl önce hatta otuz bir yıl önce yazılmış:

Sevgili Firuze,
yeni yılda mutlu ve bol okumalı günler dileğiyle…

Fahriye
6.1.1995

Benim meslek hayatım kadar eski bir hatıra bu. Sezen Aksu’nun Firuze şarkısı çalmaya başladı bile hatıraların arasından.

Bir an durup düşündüm. Hediye edeni ve de hediye edileni hiç tanımayan biri, kitaba 30 yıl sonra Türkiye’den çok uzakta, Avrupa’nın göbeğinde bir ülkede, bir kütüphanede rastlıyor.

Şimdi kitabı hediye eden nerededir, ne yapıyordur? Kitap hediye edilen şahıs nerededir, ne yapıyordur? Kütüphaneye bu kitap nasıl gelmiştir, acaba hediye edilen şahıs mı bırakmıştır? Yoksa çok farklı ellerde dolaşa dolaşa buraya ulaşmış ve bu kütüphanede benim karşıma mı çıkmıştır?

Keşke izini sürebilsek değil mi bu tarz hatıraların? Acaba kitap hediye edilen şahıs kitabı okumuş mudur yoksa sadece “Hediye edildi, ama okumak istemedim, ben de bir kütüphaneye bağışladım.” mı demiştir? Hepsi olabilir, hepsi mümkün, hepsi ihtimal dâhilinde.

Elimizde sihirli bir değnek olsa. Hediye edeni bulsak. Neden bu kitabı hediye ettiğini sorsak. Binlerce kitabın içinden neden bu kitap? Vardır mutlaka bir anlamı. Sonra hediye edilen şahsı bulsak. “Otuz yıl sonra sizi hiç tanımayan birisi bu kitabı buldu. Orada sizin adınızı gördü, hediye eden şahsın adını gördü. Ve bununla ilgili şu anda okuduğunuz bu yazıyı kaleme aldı.” desek. Ne kadar ilginç olur değil mi?

Dünyadaki bütün olayların kaderi böyle mi acaba? Bugün sizin çok sahiplendiğiniz eşyaları sizin hiç bilmediğiniz insanlar alıp kullanacaklar, belki sizin anılarınıza saygı göstermeyecekler, belki sizi hiç bilmeyecekler. Eşyalarınızın üzerine hangi anıların tozunun sindiğini, onlara hangi anıların resmini nakşettiğinizi hiç bilmeyecekler. Yeni evlerinde, yeni mekanlarında eskiyi unutmak istercesine yaşayacak belki eşyalar.

Kitaplar da böyle midir? Kitaplar böyle değildir, böyle olmamalı. Sonra aklıma kendi kitaplarım geldi. Kendi kitaplarımın başındaki tarihler. Kendi kitaplarımın başındaki yer isimleri. Ve bazı kitapların başındaki hitaplar. İmzalanmış kitaplarım. Yazarlarından imzalatıp aldığım kitaplar. Sonra benim imzalayıp kütüphaneme koyduğum kitaplar. Onlarca gerekçe, yüzlerce anı…

Şimdi kütüphanem nerede? Kitapları çok sevdiğini söyleyen bir “kitapsız” (Kitapsız kelimesini kitaplara yaptıklarından dolayı kullandım, yoksa diğerleri için sözlüklerde henüz bir kelime yok. Buna Anlamsız Kelimeler Sözlüğü dâhil.) o kitapları bir merdiven boşluğuna hiç acımadan nasıl attı? Gerçi hoş, bazı kitapları da çok farklı gerekçelerle bizzat beraber çöpe atmamış mıydık? Keşke bütün kitapları beraber atsaydık. Bu kadar üzülmezdim. Kitaplara yapılan haksızlık başka hiçbir şeye benzemiyor. Kitaplara söylenen yalan, kitaplarla söylenen yalan başka yalanlara benzemiyor.

Issız Adam’dan nereye vardık. Ben başka şeyler söylemek istiyordum. Yazı kendi bildiğini okudu. Ben de çok fazla müdahale etmek istemedim. Böyle kafasına göre takılan yazıları seviyorum.

Film hakkında hiçbir şey söylemediğimin farkındayım. Söyleyebileceğim tek şey, izlemediyseniz izleyin demek olur.

Bir de kitap vardı değil mi? Ruh Üşümesi… İncecik bir kitap. Günlerdir sehpanın üzerinde bekliyor. Daha bekleyecek mi? Bilmiyorum.

Sen de düşüncelerini paylaş!