haydi biraz yavaşlayalım

Haydi Biraz Yavaşlayalım

Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.

Milan Kundera

Zihninizde kaç açık sekme var? Sorduğum soruya önce kendim cevap vereyim. Benimkinde kapatmaya üşenecek kadar çok. Neden sordum bu soruyu? Geçen gün bir arkadaşımın eşi muhabbet arasında zihnindeki açık sekmelerden, bunların çokluğundan, kapattıkça yenilerinin açılmasından yakınıyor ve bu durumun kendisini yorduğunu söylüyordu.

Günlerdir zihnimde gezdiriyorum konuyu.

Sakin bir hayat nasıl yaşanır hiç öğrenemedim. Hep bir koşturmaca, hep bir koşturmaca… Nereye yetişmeye çalışıyorum? Keşke bir yere vardığımda mutlu olsam. Peşinden koştuğum şeylerin biri tamamlanınca bir başkası başlıyor. Sanırım yolun kendisini ıskalıyorum.

Yaşadığım ülkedeki insanlara bakıyorum. Çok rahatlarmış gibi geliyor bana. Zihinlerinde benimki kadar açık sekme olmadığı kesin. Bahse girerim, Türkiye’deki en sakin insanın zihnindeki açık sekme sayısı, buradaki en telaşlı insanın zihnindeki açık sekme sayısından daha fazladır. Coğrafya kaderdir diyorlar ya, coğrafya gerçekten kader.

Merak ediyorum, siz de bir iş yaparken o işten sonra yapacağınız birkaç işi düşünüyor musunuz? Yoksa sadece yaptığınız işle mi ilgilisiniz?

İşten eve dönerken yemeği, yemek yerken çayı, çay içerken okuyacağım kitabı, kitap okurken uykuyu, uyumaya çalışırken sabah yapacağım birkaç işi düşünürken buluyorum kendimi sürekli. Sadece günlük işleri düşünsem iyi. Haftalar, hatta aylar sonra yapacağım işlerin sekmeleri bile hiç kapanmıyor. Bu yazıyı yazarken zihnimde en az dört beş sekme açık mesela. Yukarıda saydığım birkaç işe bakıp “Bunları mı dert ediniyorsun?” demeyin. Bu yazının içine girmeyecek -ve dahi sığmayacak- birçok şeyi yazmadığımı bilirsiniz.

Bir dönem yavaş şehir [cittàslow] diye kavram vardı gündemde. Ben de bir yazımda bahsetmiştim galiba. Değişime direnmiş, kişiliğini kaybetmemiş, bu dünyada ama bu dünyada değilmişçesine var olmaya devam etmiş şehirlerden bahsediyorum. Büyük şehirler değil bunlar. Küçük şehirler, bir yönüyle bakir kalmış kasabalar…

Yavaş şehirler gibi yavaş insanlar da var mı acaba? Dünyanın kirine bulaşmamış, dupduru hâliyle hayatta kalan insanlar… Zihnindeki açık sekme sayısı sınırlı olan insanlar yavaş şehirlere benzetilebilir mi? Her yönüyle olmasa bile kavramsal olarak bir yakınlık buluyorum ben. Zihnimizde fazladan açık olan -veya açık kalan- her sekme kasabanın dokusu bozulmuş bir yanına işaret ediyor gibi.

Windows’u bilirsiniz. Aynı anda birçok iş yapayım derseniz geçici bellek bu yükü kaldırmaz ve sistem kilitlenir. Hele de sisteminiz biraz eskiyse… Bu durumda Ctrl+Alt+Del kombinasyonunu kullanıp görev yöneticisine gitmelisiniz ki bilgisayarınız nefes alabilsin. Belleği gereksiz yoran her ne varsa orada kapatmalısınız. Yeri gelmişken size bir sır daha vereyim. O “Del” tuşu var ya, çok işlevseldir. Onu sık sık kullanın.

Bu önemsiz açık sekmelerden nasıl kurtulacağız? Çözüm var mı? Olmalı. En zor olanını söyleyeyim, bunu yapabilirseniz sekmelerin çoğu kendiliğinden kapanacaktır. Hayır demeyi öğrenin.

Şöyle bir durup düşünün. Zihninizde gezdirdiğiniz sekmelerin kaçını başkaları açmış? Kaçı sizinle ilgili? Hayır demeyi başarabilirseniz üç beş sekme kendiliğinden kapanacaktır. Üstelik reklam sekmeleri gibi otomatik olarak yenileri de açılmayacaktır.

Yükünüz sadece bununla hafiflemez elbette. Sürekli açık tuttuğunuz ama hiç kullanmadığınız sekmeler de vardır. Onları da kapatın. Mesela sürekli ulaşılabilir olma sekmesi… Niye açık? Kapatın gitsin. İsteyen istediği zaman size ulaş(a)masın. Mesajlarına hemen cevap vermediniz diye birileri kırılıyor mu size? Arkadaş listenizden çıkarın. Sekme kapanır.

Daha var mı? Var. Hepsini yazacak mıyım? Yok. Lafın tamamı aptala söylenirmiş. Şimdi derin bir nefes alın ve ihtiyacınız olmayan bütün sekmeleri kapatın. Korkmayın, ihtiyacınız olunca kolayca bulursunuz onları. Siz onları bulamasanız da onlar sizi bulur zaten.

Bu yazıyı yazabilmek için açık tuttuğum sekmeyi kapatayım ben de. Neredeyse iki aydır açıktı. Zararı yoktu ama açık olduğunu biliyordum ben.

Yazıyı okuduysanız siz de bu sekmeyi kapatın. Ben arada hatırlatırım kendimi. 🙂

“Haydi Biraz Yavaşlayalım” için 2 yanıt

  1. Şiir Rafım avatarı

    Şu zamanda, şehirli olamamış kalabalık şehirlerde, herkesin ben tek, hepiniz hiçsiniz düşüncesinde olduğu bu ortamlarda bunu sağlayabilecek en önemli unsurun şiir okumak olduğunu düşünüyorum.

    1. Bir Edip avatarı

      Merhaba Şiir Rafım,
      Şiiri çıkarınca hayatımızda pek bir şey kalmıyor diyeceğim, çokları gülecek bana. Ama öyle. Şiire tutunmaya devam. 🙂

Sen de düşüncelerini paylaş!