Kalbin Bozuk Sektörleri: Herkesin Giremediği Yerler

Kalbin Bozuk Sektörleri Nasıl Kurtarılır?

Bilgisayarlarla biraz haşır neşir olanlar bilir: Bir sabit diskte “bad sector” (bozuk sektör) oluştuğunda o alan artık veri kabul etmez. Sistem kendini korumak için o bölgeyi devre dışı bırakır. Zorlamak, onarmaya çalışmak ya da ısrar etmek genellikle daha büyük arızalara yol açar.

İnsan kalbi de bundan çok farklı değildir. Kalbi bir sabit disk gibi düşünmek ilk bakışta soğuk bir benzetme gibi görünebilir. Oysa kalp, en çok veri tutan aygıttır. Sevincin, hayal kırıklığının, bekleyişin, suskunluğun izleri… Yaşananlar, alınan darbeler, beklenmedik kayıplar, karşılıksız bırakılan duygular… Sonra, adı konmamış umutlar, suda bekletilen kiraz dalları, bir örümcek ağıyla bile olsa kalbe asılan aşklar… Kimleri sevdik, kimlere güvendik, kimler bizi yarım bıraktı? Hepsi oraya kaydedilir. Hepsi kalpte iz bırakır. Silindi sanılanlar bile. Zaten sil tuşu yoktur ki!

Bazı anılar defalarca okunur. Bazıları ise yalnızca var olduklarını hissettirmek için oradadırlar. Ama bazıları da vardır ki açılmaya çalışıldığında hata verir. Buna rağmen kalp yazmaya, kaydetmeye devam eder. Sadece bozuk bölgeyi kullanıma kapatır ve burayı “erişime kapalı alan” olarak işaretler.

İşte oralar, kalbin “bozuk sektör”leridir.

Bu alanlar bir günde oluşmaz. Tek bir sözle, tek bir terk edişle, tek bir hayal kırıklığıyla değil… Yavaş yavaş gelir. Aynı yerden tekrar tekrar incinerek. Aynı suskunluğu tekrar tekrar yutarak. Anlatıp anlaşılmamayı kanıksamakla gelir, hep alttan almakla gelir.

Dışarıdan baktığınızda bir şey yok sanırsınız. İnsan konuşur, güler, gündelik hayatına devam eder. Ama içeride, mimlenmiş yasak alanlar vardır. Hatırlanmaz. Paylaşılmaz. Adı bile anılmaz. Bu yüzden bazı insanlar mesafelidir. Bu çoğu zaman yanlış anlaşılır. Oysa onlar soğuk değillerdir; hasarlıdırlar. Bu mesafe, bir hayatta kalma refleksidir.

Böylesi insanlar kalpsiz değillerdir. Aksine, fazla kalplidirler. Çok şey taşımış, çok şey kaydetmiş, çok şey kaybetmiş ve çok şey silmeye çalışmışlardır. Kalplerindeki bazı alanlar bilinçli olarak erişime kapatılmıştır. Bir yönüyle “Buraya bir daha yazma” demektir hayata. Çünkü oraya bir kez daha veri girmeye çalışmak, diğer tüm veriyi tehlikeye atmaktır. Oraya yeniden birini almak, tüm sistemi riske atmak demektir. Bu bir tercih değil, bir savunma biçimidir. Girilmeyen, gösterilmeyen, anlatılmayan…

Ve kalp, kendini korumayı öğrenir. Çünkü orası çökerse geri kalan her şey çöker.

Teknik olarak bazı “bad sector”lar onarılabilir. Ama risklidir. Kalpteki bozuk sektörler de onarılabilir. Ama bu, teknik bir işlem gibi yapılmaz. Zaman ister. Sessizlik ister. Güven ister. En çok da acele edilmemesini ister. Yanında durup dokunmamayı bilen birini ister.

Doğru insan, doğru zaman, doğru temasla bazen kapalı bir alan yeniden kullanılabilir hâle gelebildiği gibi, yanlış bir temas, yanlış bir cümle, yanlış bir beklenti de yeniden kapanmaya yetebilir. Çünkü kalp, zorlanmayı sevmez. Israr, kurcalama, “Bir bakayım ne var burada” deme çoğu zaman kalbi tamamen kilitler.

Herkesin kalbinde vardır böyle girilmez bölgeler. Oralar geçmişin, acının ve öğrenilmiş çaresizliklerin ürünüdür. Bunlar kusur değil deneyimdir. Zayıflık değil sınırdır. Ve belki de büyümek dediğimiz şey tam olarak budur: Kalbimizin hangi alanlarını açık bırakacağımızı, hangilerini koruyacağımızı öğrenmek.

Bir gün kalbinde bozuk sektör olan birine rastlarsanız bunları tamir etmek için uğraşmayın. Sağlam sektörlerle ne yapabilirsiniz ona bakın.

Ve…

Kalbimdeki binlerce sektörden bazıları -ki ben onlara aşk yazmıştım bir zamanlar- şimdi bozuk sektör olarak işlevsiz duruyor. Ama merak etmeyin, diğerlerini kurtardım. Yeni aşklar yazıyorum. Üzerine değil. Eskisini hiç yazmadığım sektörlere.

Bir şey daha var. Geçmişte aşk için kullandığım sektörlerin şimdi “bad” yani “bozuk, kötü, hatalı” diye anılması kimseyi üzmesin. Başka adı yok bu kavramın. Hatalı olduğunu da biliyorum, kötü olduğunu da, bozuk olduğunu da…

Başlıktaki sorunun cevabını unuttum sanmayın. Sizin için birkaç bozuk sektör mü daha önemli, sistemin bütünü mü? Sistemi kurtarmak istiyorsanız bozuk sektörlere zaman harcamayın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir