Bu şiir olduğunu bilmezden çok önce gelip yerleşmişti zihnimin kuytularına.
Belki otuz yıl önceydi. Bir ezgi dinlemiştim. “Doğ ey güneş” diye haykırıyordu. Üniversite yıllarımın ve öğretmenliğimin ilk yıllarının yoldaşı. Şimdi bu şiiri eklerken yine arkada bu ezgi çalıyor. Bir anda kendimi otuz yıl öncede buluyorum.
Gitsem ve orada kalsam. O masumiyetin içinde öylece dursam. Yarına yani bugüne doğru hiç koşmasam. Yine bir müzik setinde bu ezgiyi dinleyebilmek için bir kaseti baştan sona dönüp dönüp dinlesem.
Sonra bir gün bu ezgiyi söyleyen Ömer Karaoğlu’nu keşfetsem. Ve yıllar sonra birlikte Ömer Karaoğlu konserine gitsek tanıştığımız şehirde. Aynı ezgiyi birlikte dinlesek, aynı şiiri birlikte okusak. Sadece bu şiiri değil daha binlerce şiiri birlikte okusak, birlikte yaşasak.
“Ayırma üstümden bir an gölgeni” derdim. Şiirlere, şarkılara yazık oldu. Sana yazık!
Şehir Gazeli
Her eylem yeniden diriltir beni
Nehirler düşlerim göl kenarında
Ey deprem gel yetiş bu şehirlerin
Doğayı çarptıran konumlarına
Doğ ey güneş erit taştan adamı
Ve kurut taşları diken elleri
Babamın gölgesi koruyor beni
Oh ne güzel şehir bu eski şehir
Dönüştür ey kalbim bahçeli eve
Anlamı ezen o makinaları
Kurtuluş haberi olsun dünyaya
Ayırma üstümden bir an gölgeni
Mehmet Akif İnan


Sen de düşüncelerini paylaş!