Bazı şiirlerin orijinal hâlini gerçekten çok merak ediyorum. Bu şiir onlardan biri. Defterime nereden aldığımı bilmiyorum. Buraya aktarmak için çalışmaya başladığımda hep yaptığım gibi yine internette var mıdır diye aradım.
Böylesi güzel bir şiirin olmaması mümkün değildi. Vardı tabi. Ama incelediğim şiirlerin hiçbiri aynı değildi. Hepsinde ya bir eksik vardı ya da ilave edilmiş mısralar. Çok bariz yazım yanlışlarını söylemiyorum bile.
İşin daha üzücü yanı neydi biliyor musunuz? Şiir üzerine farklı akademik ünvanlarla birilerinin çalışma yaptığını gördüm. Yazılan makalelerde bile bu kadar da olmaz dedirten yazım yanlışları vardı. Bizim akademik çalışmalarımızın kalitesi buysa yazık bize.
Şair böylesine kötü bir imla ile yazmış olamaz değil mi şiiri? Olamaz. Öyleyse bu kötü imlalı şiir nereden gelmiş olabilir? Hadi internete düştü diyelim, akademik araştırma yapanlar da mı merak etmediler bu şiirin orijinali nedir diye? Sıradan bir edebiyat okurunun bile fark edeceği yanlışları bir araştırmacının fark etmemiş olması düşündürücü.
Peki ben ne yaptım? Öncelikle defterimde yer alan şiire sadık kaldım. Eksik bir dize varmış, onu ekledim. (Bu konuda da hâlâ tereddütlerim var.) Şimdi şiirin bir Rıfat Ilgaz kitabından doğrulamasını yapacak birini bekliyorum.
Ömür beklemekle geçiyor!
Çocuklarım
Yoklama defterinden öğrenmedim sizi,
benim haylaz çocuklarım!
Sınıfın en devamsızını
bir sinema dönüşü tanıdım,
koltuğunda satılmamış gazeteler…
Dumanlı bir salonda
kendime göre karşılarken akşamı,
nane şekeri uzattı en tembeliniz…
Götürmek istedi küfesinde
elimdeki ıspanak demetini
en dalgını sınıfın!
İsterken adam olmanızı
çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
palto, ayakkabı yüzünden.
Kiminiz limon satar Balıkpazarı’nda
kiminiz Tahtakale’de çaycılık eder;
biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı,
tereyağındaki vitamini
ve kalorisini taze yumurtanın!
Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta,
çevresini ölçtük dünyanın,
hesapladık yıldızların uzaklığını,
Orta Asya’dan konuştuk
laf kıtlığında.
Neler düşünmedik beraberce
burnumuzun dibindekini görmeden
bulutlara mı karışmadık!
“Hazan rüzgârı”nda dökülmüş
“hasta yapraklar”a mı üzülmedik!
Serçelere mi acımadık, kış günlerinde
kendimizi unutarak!1
Rıfat Ilgaz
- Rıfat Ilgaz, Bütün Şiirleri, Çınar Yayınları, 2. Basım, Ağustos 2004, s: 65.
Şiiri kitaptan doğrulamak da bana düştü. Kitaptaki şekliyle bazı mısraları güncelledim. Şimdi içim rahat etti. (15 Ağustos 2025) ↩︎


Bir yanıt yazın