Sessiz Soru
Tek bir soru kalmıştı sormaya can attığım.
Sen, susalım diyordun, sesler bilge değildir.
Kendini gölgelere adamış bir ormanda
Bir ağaç devrilirken yalnız biz duyacaktık.
Bir soru soracaktım, yumuşacık ve masum,
Sen, susalım demiştin…
Bir sarışın yavrunun başını okşar gibi.
Biliyordum
Kuyu derinleştikçe güzelleşir yankısı
En lezzetli taneler çatlamamış nardadır
Çağrısı görkemlidir cennet kapı duvarsa.
Susmuştuk
Salkımsöğüt, ırmağa bir şeyler mırıldandı,
Belki bir aşkın, belki ölümün ürpertisi.
Can atıyordum sana tek bir soru sormaya.
Talât Sait Halman


Bir yanıt yazın