geçmişin peşinde

Geçmişin Peşinde

“Yaşandı, bitti…” Argo sayılabilecek bir şarkı sözü bile olsa ne güzel özetliyor her şeyi. Evet, “yaşandı, bitti…” Geçmiş… Kim değiştirmiş ki ben…
❓ Bu yazı aşağıdaki eserde yer almaktadır ve telif hakları nedeniyle kısıtlanmıştır.

📖 İlgili kitap(lar)

Cemre Düşen Yer / Deneme
Cemre Düşen Yer / Deneme

Eseri incelemek veya satın almak için bağlantıya göz atabilirsiniz.

🔗 Kitabı İncele

“Geçmişin Peşinde” ögesine 7 yanıt

  1. Deniz avatarı

    Ne güzel ifade edilmiş, kaleminize sağlık: “Bilseydik her sabah taze bir başlangıçtır ve her sabah dünya yeniden kurulur; ayaklarımıza pranga olmazdı yaşadıklarımız.”

    Aslında biliyoruz bilmesine de yetmiyor bilmemiz…

    İyilikle,

    1. Bir Edip avatarı

      Teşekkür ederim Deniz.
      Böyle sadece Deniz deyince kendimi ergenler gibi hissediyorum. Ardına hangi unvanı ekleyeceğimi bilemedim. Hanım mı demeliyim, bey mi? 😊

      Eski yazılarıma yorum yapılınca daha çok seviniyorum. Demek ki kitabın sadece kapağına bakılmamış, içerisine de göz atılmış.

      Bilmek bahsi açılınca Cahit Sıtkı gelir aklıma hep. “Bilmek yanmakmış büsbütün” der bir şiirinde. Şiirin öncesini bulup okursanız bilmenin pek talip olunacak bir şey olmadığını da göreceksiniz. 🤗

      1. Deniz avatarı

        Merhaba,

        Ben de “Cehalet mutluluktur” lafını severim Thomas Gray’in. “Ne kadar az bilirsen o kadar tatlıdır hayat” der.

        Hoş bu bilmelerin hangileri bilgi, hangileri erdem ve deneyim o da tartışılır sanırım.

        Bir de tabii galiba bilginin ne işe yaradığı meselesi var. Bilmenin faydası ne zararı ne mesela… Her zaman iyilik mi getiriyor bilmek, sanmam?

        İyilikle,

        1. Bir Edip avatarı

          Bilgi arttıkça sorumluluk artıyor. Dinde bile öyle değil midir? Deli için sorgu sual yok. Akıl varsa sıkıntı var. 🙂

  2. Gülten avatarı

    Bunun devamı var mı blogta? Zira tadı damağımda kaldı:)

    1. Bir Edip avatarı

      Devamı yarın! 🙂
      Birbirinin devamı olacak yazılar yazamadım hiç. Yazanlara imreniyorum.
      Bütün bir yazı hayatı düşünülünce aslında her yazı bir öncekinin devamı değil midir? Her yazar yazdıkça daha iyiye doğru gider. Kendi adıma eski yazılarımı okuyunca üzülüyorum. Çünkü şimdi karaladığım metinler eskiye göre çok sönük. Eskiden daha çok önem vermişim yazılarıma. Acı ama gerçek.

      1. Gülten avatarı

        Çok haklısınız aslında ben de eskiden yazdıklarımı yavaş yavaş güncelleyip eklemek istiyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir