İki gün önce kendimi e-kitap okurken bulunca bir an “N’oluyor?” dedim ama bu şaşkınlığım uzun sürmedi.
Aslında her şey basılı kitaplardan uzak düşmemle başladı. Okuma ihtiyacı hissediyordum ama kitap yoktu. Ne yapabilirim, derken aklıma e-kitap geldi. Önce telefonuma Google’ın önerdiği birkaç e-kitap okuma programı indirdim. Biraz inceledikten sonra ReadEra programında karar kıldım. Ardından hemen e-kitap arşivlerini taradım. Önce biraz yordu beni e-kitap bulma işi. Ama derinlemesine araştırınca epey kitap buldum. Kitapları nereden indirdiğim konusunda bilgi vermeyeceğim tabi. İşin yasal boyutundan falan bahsedecek değilim. Yazarlara ayıp olmasın diye söylemiyorum. 🙂
Tabi bulduğum eserlerin tamamını indirmedim telefonuma. Seçerek yaptığım indirme sonunda yaklaşık otuz eser vardı artık elimin altında. Bunları okuyabilirsem diğerlerini de indirip okurum zaman içinde.
e-kitap okumanın kolaylığı
Telefondan e-kitap okumanın bir takım kolaylıkları, artıları olacak sanırım. Belki satırların altını çizemeyeceğim ama istediğim yerleri not almak çok daha kolay olacak. Her an kopyalayıp başka bir yerde kullanabileceğim. Bakarsınız sağlam bir arşivim olur bu sayede. (İçimden bir ses hiç heveslenme, olmaz diyor. Haklı. Çünkü ben kendi hayalimin rağmına biraz dağınık çalışıyorum.)
Daha büyük bir kolaylık da kitapların her an elimin altında olmasıydı. Yüzlerce kitabı telefonumda taşımanın güzelliği anlatılır gibi değil. Okuma programlarını hazırlayanlar görsel olarak kütüphane zevkini yaşatacak şekilde düzenlemişler her şeyi. Belki kitaba dokunamıyorum ama gözümün önünde bir kütüphane varmış gibi geliyor.
Yıllardır aynı anda birkaç kitabı birlikte okuyanları anlamakta hep zorlanmışımdır. Şimdi e-kitapla birlikte bunu kendim yapıyorum. Şu an dört kitap birden okuyorum. Bunun pek karmaşık bir şey olmadığını fark ettim. Tabi bunda kitapları taşımanın kolaylığı da göz ardı edilmemeli.
Telefonlar kitaplar kadar sıcak mıdır?
Okuma ihtiyacımı gidermek için çözüm buldum. Ama içimde ince bir sızı var. Kitapların sıcaklığını verecek bir yol değil şu an yaptığım eylem. Çaresizlik nihayetinde. Bir gün yeniden basılı kitaplara kavuşur muyum bilmiyorum. Sosyal ağlarda gördüğüm kitaplı paylaşımlar hâlâ yüreğimi titretiyor.
Kitapların kokusu yok artık. Yıllardır kitap kokusuyla yaşayan biri için buna alışmak biraz zaman alacak. Satırların altını çizmek de yok. Satırların altını çizememek gerçekte bir kayıp gibi görünmese de ruhen eksikliğini hep hissedeceğim.
İyimserliğime bakın ki çok daha önemli şeylerden mahrum olmuşken kitaplardan mahrum olmanın acısını çekiyorum. Ne diyeyim, bahtımıza bu düştü.
Yaşanan bunca zulme ve acıya rağmen insanı, hayatı ve kitabı sevmeye devam edeceğiz. Kitapsızlara inat okuyacağız. Güneşli günler görmek umuduyla okuyacağız ve tutunacağız hayata.
Tam beş yıl sonra kısa bir not ekleyeyim buraya. Hâlâ e-kitap okuyor muyum? Evet diyecek kadar okuyorum. Basılı kitaplara tekrar kavuştum mu? Evet. Zaten bu yüzden e-kitap okumayı azalttım. İnsan ülkesinden çok uzakta olsa bile ülkesini yakın hissetmesini sağlayan kitaplara teşekkür borçluyum. (6 Kasım 2025)

Bir yanıt yazın