dijital yara

Dijital Yara

-Nereden buldun o fotoğrafları? Kapat hemen!

-Eski belgelerimden birini arıyordum. Karşıma çıktı. Tamam kızma, kapatıyorum. 

-Dur, dur kapatma! Gel beraber bakalım. 

-Gerçekten mi anne? Babamla olan fotoğraflarına mı bakacağız? 

-Evet kızım! 

-Madem bir gün beraber bakacaktık, neden hepsini sildirdin bana yıllar önce? 

-Ne bileyim? Bir gün o fotoğraflara tekrar bakmak isteyeceğimi düşünemedim herhalde. 

Kızının yanına oturdu Belgin Hanım. Kızı Nilüfer birer birer geçiyordu fotoğrafları. Belgin Hanım geçmiyordu. Kalmıştı bir fotoğrafta. 

-Bu fotoğrafı dedi, sen doğmadan bir yıl önce çektirmiştik. 

-Hangi fotoğrafı anne? Bu benim fotoğrafım zaten, nasıl ben doğmadan önce olur? 

İrkilerek ekrana baktı Belgin Hanım. Onun bahsettiği fotoğraf yoktu. Kızı onu çoktan geçmişti. Annesiyle göz göze geldi bir an. Bir soru soracak oldu. Bu cümlenin nasıl biteceğini ikisi de çok iyi biliyordu. Yarısında sustu:

-Anne, yoksa sen…


Dipnot:

  • Uzun zamandır bir köşede bekliyordu bu kısa öykü. Bugün yayınlarken yapay zekâya bu hikâyeyi değerlendiren bir podcast yap dedim. Yapay mapay ama benden daha çok şey düşündü hikâyeyi değerlendirirken. Dinlemek isterseniz diye iki farklı yorumu aşağıya bırakıyorum. 🙃
  • Şu güzel cümleyi de yapay zekâdan ödünç alarak buraya ekliyorum: “İnsanın kendi içindeki o karanlık odasında tab ettiği fotoğraflar zihninin duvarlarında bir ömür boyu asılı kalır.”

“Dijital Yara” ögesine 2 yanıt

  1. Gürîzân avatarı

    Benim de 15 seneyi geçmiş olabilir. Ama eskiden daha farklıydı sanki blog dünyası.

    1. Bir Edip avatarı

      Maşallah. Uzun süre yazının peşinden koşmuş insanları seviyorum. Kaleminiz daim olsun.
      Blog âlemi eskiden de aynıydı bence. Sadece yazan biraz daha çoktu. Sosyal medya insanların yazma alışkanlıklarını öldürdü. Şimdi hızlı bir çağda anlık hazların peşinde koşan ve bu koşu sırasında yazıyı ıskalayan bir nesil var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir