Biteviye ve sonsuz akarsın
Sözde düşman iki ülkenin arasında
Her an yeniden çizersin sınırları
Ama kimseye ait değilsin sen
Bir yanından esaret akar, bir yanından özgürlük
Bir yanında geçmiş, bir yanında gelecek
Geçmiş esarettir, gelecek özgürlük
Biteviye ve sonsuz akarsın
Geçmişten geleceğe bir köhne tekneyle geçtim üstünden
Kaçmak ve kurtulmak istiyordum prangalardan
Ne geçmiş yakamı bıraktı
Ne gelecek kucak açtı bana
Geçmişimi bilenler kovalıyordu
Geçmişten kaçıyordum
Geleceğimi bilmeyenler kovalıyordu
Gelecekten kaçıyordum
Bir andır kaçış, geçmiş ve geleceğin arasında
Bir “an”da durur zaman
Son kez dönüp bakarsın geçmişe, geçmişine
Su akar, zaman akar, yenilenir hayat
Geçmiş ardında gelecek önünde örer duvarlarını
Ve “an”da sıkışıp kalırsın
Atarsın kendini karşı kıyıya
Sadece bedenin geçmiştir oysa seninle
Elli yıllık geçmişini alıp götürür nehir
Bir bebek gibi çıkarsın kıyıya
Bildiğin her şeyi unutarak
Unutmak özgürleşmektir
Eğer mümkünse
Bir yıl sonra (11 Eylül 2025) küçük bir not:
Bu şiir, katıldığım bir yazı atölyesi için yazıldı. Meriç’ten geçerken hissettiklerimi, geçtikten çok sonra kaleme almayı denedim. “Ne kadar başarabildin anlatmayı?” derseniz çok başarılı olduğumu söyleyemem. Bazı duyguları anlatmak gerçekten çok zor. Bu notu eklerken bile bir sıkıntı gelip içime oturdu.
Bize ülkede hayat hakkı tanımayanlar, rahat koltuklarına gömülüp bu zulmü seyredenler, beni hiç tanımadığı hâlde “oh olsun” deyip aklış tutanlar… Size sadece acıyorum. Dünyalık hesabınız ne olur bilemem ama ben ahirette karşınıza çıkacağım mutlaka. Ahirete inanıyorsanız sonunuzdan korkun. Eğer ahirete inanmıyorsanız sonunuzdan zaten korkun.
Allah var, gam yok.
Söylemeyi unuttum. Bir mülteci olarak burada gördüğüm değer, bir vatandaş olarak ülkemde gördüğüm değerden çok daha fazla.


Bir yanıt yazın