Kategori: Hüzün Lekesi

  • Hazirana Nasıl Yakışmıştı Ayrılık

    Hazirana Nasıl Yakışmıştı Ayrılık

    Sevgili Zehra, Ben bunu anlatmayacaktım. Yazılacak bu kadar çok konunun, derdin arasında bu da nereden çıktı, neden kalemin ayaklarına dolaştı böyle? Bazı konular böyledir, zorla dayatır, siz istemeseniz de yazdırır kendini. Bırakmaz peşinizi. Önünüzde, ardınızda dolanır durur. Sonunda dayanamaz kucaklar, bağrınıza basarsınız. Ben bunu anlatmayacaktım. Haziranı anlatsam demiştim. Hazirana nasıl yakışmıştı ayrılık, bunu anlatsaydım. Sararmış…

  • Seni Ondan Onu Senden Ayıramazken

    Seni Ondan Onu Senden Ayıramazken

    Sevgili Büşra, Seni ondan, onu senden ayıramazken. Yılların bu bilinmezliğe hiç katkısı olmamışken. Kalem kimi muhatap aldığını bilecek mi? Neden bilmesin! Her yazının bir muhatabı vardır. Yıllar bize öğretti ki, kelimeler hedefini hiç şaşırmıyor. En güzel, en ince kelimeler de buluyor hedefini; en kaba, en çirkin kelimeler de. Yazan okuyanın, okuyan yazanın fikrinden bihaberken kelimelerin…

  • Ayrılığa Methiye

    Ayrılığa Methiye

    Sevgili Kübra, Tam yirmi yıldır tekrarlanan anların kelimelerle anlatımıdır bu. Fotoğrafların birbirine benzerliği anı aynılaştırsa da gönül her seferinde bu duyguyu ilk kez yaşıyormuşçasına telaşa kapılıyor. Kabuk bağlamış bir yara gibi çatlıyor. Kanıyor. Bak, Yahya Kemal de gelmiş, söylediklerinin rağmına el sallıyor seni alıp götürecek gemiye. “Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden…

  • Neşesi Yağmalanmış Lise Yılları

    Neşesi Yağmalanmış Lise Yılları

    Sevgili Sinem, “Neşesi yağmalanmış bir bayramdan ne kalır geriye?” diye soruyordu yazar. Benzer bir soruyu da ben sorayım: Neşesi yağmalanmış lise yıllarından ne kalacak elimizde? Belki hiçbir şey. Hiçbir şey belki. Gülümseyen gözleriniz nerede? Yok mu? Gözleriniz mi yok, gözlerinizde gülümseme mi? Üzerine yazılmış yüzlerce sevdanın kazındığı ve yeni hikayelerin şahidi olan sıralarınız, loş koridorlar?…