Kategori: Hüzün Lekesi

  • Sahte Temenniler, Yalancı Dilekler

    Sahte Temenniler, Yalancı Dilekler

    Sevgili Ecem, Kitap kurdu. Okumakla bitmiyor değil mi? Bitmeyecek. Biz mevcutları bitiremezken yenileri niye yazılıyor ki! Sadece kitapları okumuyoruz hayatta. İnsanları da okuyoruz. Hatta hayatın kendisini okuyoruz. Kitaplar ne kadar masum, insanların yanında. Kitaplar yanıltmıyor insanı. Kapağında ne vadetmişse içinde onu buluyorsun. Aşksa aşk, acıysa acı, savaşsa savaş. Ama insanlar öyle mi? Kiminin yüzünden acı…

  • Müstesna Mutluluklar

    Müstesna Mutluluklar

    Sevgili Samiye Pınar, Sussam diyorum. Yazmasam. Eli kalem tutanlar biliyor ne demek istediğimi. Yazının ne yaralar açtığını. Keşke yazmasam. Yazmasam diner mi acılar? Yazmak acılara kelimelerle şekil vermekse dinmeli. Hüznü hece hece büyütmektir yazmak. Cümlelerle hüzün evleri kurmaktır. Sonra sığınmak buralara. Susmalıyım. Tarifsiz acılar varmış, kelimelere denk düşmeyen. “Tarifsiz acı” da bir tarif değil midir?…

  • Payımıza Acı Düştü

    Payımıza Acı Düştü

    Sevgili Elif, “Ey kalem, ne çok yazdın. Bazen acı bir kahvenin köpüğünü tutturmak kadar zor oldu iki harfi hecelemen, aynı cümle içinde bile bir harfin diğerini tutmadı. Bazen için öyle yandı ki tutmak istediklerini bile kendine saklayamadın.” diyen yazar, kalemi bir sırdaş bilmiştir. Sen de öyle bil. Payımıza acı düştü. Yudumladık. Pay edenin kim olduğunu…

  • Anılar Döküldü Üstümüze

    Anılar Döküldü Üstümüze

    Sevgili Gizem, “Gitme. Gidersen geriye dönmeyeceksin.” diyen şarkıcı bile gitti dünyamızdan. Bu kaçış nereye? Zamanı durdurabilseydik, o en güzel dediğimiz anların birinde an’ı dondurur belki bir daha da oynatmazdık. Nedir ki hayat geçiyor. Bu karşı durulamaz akışın içinde payımıza bir an düşmüş. Kıymet bildik, bilmedik; geçip gitti. Varlığınızla yokluğunuzun bir tutulacağı üç beş ayı da…