Kategori: Hüzün Lekesi

  • Kayıp Gecelerin İçinde

    Kayıp Gecelerin İçinde

    Sevgili Tuğba, Ben bu yazıya başladığımda havai fişekler atılıyordu. Çılgınlar gibi eğleniyordu insanlar bir yerlerde. Bir bitişin kutlaması yapılıyordu. Sorsaydın belki “yeni gelen yılı kutluyoruz” diyeceklerdi. Nihayetinde 2014 bitmişti ve onun bitişiyle başlamıştı gösteri. Hayatta pek çok bitiş böylesine gösterilerle kutlanıyor. Mezuniyetler buna dâhil. Antalya’nın sıcak haziran akşamlarının birinde havai fişeklerle olmasa da birtakım eğlencelerle…

  • Geçmeyen Zamanlar

    Geçmeyen Zamanlar

    Sevgili Emine, “Geçmeyen zamanları nasıl beklediğimi bilemezsin.” Geçmeyen zamanlar… Geçmiyormuş gibi yapan ama doludizgin akıp giden zamanlar. İşte bu doludizgin akıp giden zamanların birinde karşılaştırdı kader bizi. Karşılaştıran’ın bir muradı vardı elbet. Anlatıcı bildiklerini söyleyip gittiğinde yani zaman geçtiğinde özlem duyacağız o an’a.“Ant olsun zamana” diyor Kitap’ta, zamanı Yaratan. Ant olsun ki geçip gidiyor. Yapılacak…

  • Bir Gün Yeniden ve Hakikaten

    Bir Gün Yeniden ve Hakikaten

    Sevgili Büşra, “Bir gün yeniden ve hakikaten görüşebilir miyiz?” Her gün yeniden ve hakikaten görüşüyorken ne kadar da anlamsız duruyor soru. Her gün yeniden… İçi doldurulmuş, doldurulabilmiş görüşmeler değilken birlikteliklerimiz anlamı olacak mı “her gün yeniden” demenin? Dört yılda bir kez kesişmiş yollarımız. Ne az! Daha çok olmasını isterdim. Sen de ister(miy)din. Kader istemiyorsa istemeler…

  • Kaç Eylül Önceydi

    Kaç Eylül Önceydi

    Sevgili Cansu, “Seninle şöyle bir oturup konuşamadık…” Öyle ya, başından sonuna, lise hayatının bütününe şahitlik yapmışken nasıl olur da konuşulmayan bir şeyler kalır? Birlikte adım attığımız bu mekândan ayrılmak önce senin kısmetine yazılmış. Okuyabilseydik yine hicran çalar mıydı kapıyı? Çalardı ve sen giderdin. Okuyabilseydim “gitme” der miydim? Gitmek için gelenlere gitme desen gitmezler mi? Okuyabilseydin…