Gazel
Bir devlet içün çerhe temennâdan usanduk
Bir vasl içün ağyâra müdârâdan usanduk
Hicrân çekerek zevk-i mülâkâtı unutduk
Mahmûr olarak lezzet-i sahbâdan usanduk
Düştük kati çokdan heves-i devlete ammâ
Ol dâiye-i dağdağa-fermâdan usanduk
Dil gamla dahi dest ü girîbândan usanmaz
Bir yâr içün ağyâr ile gavgâdan usanduk
Nâbî ile ol âfetin ahvâlini nakl et
Efsâne-i Mecnûn ile Leylâdan usanduk
Nâbî
Günümüz Türkçesiyle
Bir talih için feleğe yalvarmaktan usandık
Bir kavuşma uğruna rakiplerin yüzüne gülmekten usandık.
Ayrılık çeke çeke görüşmenin zevkini unuttuk;
Mahmur ola ola şarabın tadından usandık.
Çok zamandır mutluluk hevesine kapıldık ama
O huzursuzluk veren arzudan, dâvâdân usandık.
Gönül, gamla didişip uğraşmaktan bile usanmaz (iken)
(Biz) bir sevgili için başkalarıyka kavgadan usandık.
Nâbî ile o âfetin arasında geçenleri anlat (bize)
Leylâ ile Mecnun efsanesinden usandık (artık)


Bir yanıt yazın