Ben
Hep aynı gümüşten ellerle beni
Sessiz okşayacak güneş, baharda
Böyle yaşayacağım; yel değirmeni
İşletenler gibi sade, hovarda.
Havuz kenarında sonbahar günü
Yapraktan kayıklar yüzerken suda
Göreceğim günün döküldüğünü
Gölgeye uzanmış, yarı uykuda
Ocağın başında, kışın geçecek
İskambil falıyla uzun geceler
Ne var dökülürse saksıda çiçek
Ne olur ölürse karda serçeler
Varsın dokunmasın kapıma kimse
Bilmesinler burda ömür süren kim
Ben de kulak verip her uzak sese
Her sabah sütçüyü bekleyeceğim
Hayatım bir kuşun hayatı gibi
Ne yeni bir sevinç ne de bir elem
İşlemez bir konsol saati gibi
Hep aynı noktada duracak ibrem
Zamanın verdiği derin bir hızla
Anlam çizgilerle öpüşmeyecek
Karlar yığılsa da etrafa, asla
Benim saçlarıma ak düşmeyecek
Sabri Esat Siyavuşgil


Bir yanıt yazın