Kütüphaneden yeni çıkmıştım.
İşten eve dönüyordum.
Güneş battıktan hemen sonraydı. Gündüzün geceye yenildiği o ince çizgideydi vakit. Babaların kollarının altına iki ekmek kıstırıp muzaffer bir komutan edasıyla evlerine döndüğü, adımların hızlı atıldığı demler…
Bense inadına ağır yürüyordum. Her şeye geç kalmış da artık hiçbir şeye yetişmek istemiyor gibiydim. Kulağım bir sesi aradı uzun süre. Hep bu saatlerde duyulurdu. Tam vaktiydi. Ama yoktu. Hiç olmamıştı ki zaten bu memlekette. Belki de hiçbir zaman olmayacaktı.
Ellerimi cebimden çıkardım. Telefondaki programların birinde bir arama yaptım. Kulaklığımı taktım ve sesi sonuna kadar açtım.
Bir ramazan akşamının iftar sevinci doldu içime.
Makam segâhtı.


Sen de düşüncelerini paylaş!