Az bilinen şiirlerden birini getirdim size. Fazlası var mı bilmiyorum ama nereden baksanız bir on yıl vardır bu şiiri zihnimle, gözlerimle ve yüreğimle aşina kılalı. Şiir defterlerimden birinde kayıtlı. Mehmet Akif İnan‘ın Mahzen şiirinden bahsediyorum.
Yedi Güzel Adam dizisiyle tanıdı M. Akif İnan’ı Türkiye. Bu dizi olmasa belki sadece meraklılarının bildiği bir isim olarak kalacaktı. Diziyi hiç izlemedim. Sadece bir kitaba göz atar gibi göz attığım zamanlar oldu. Benim tarzım değil kesinlikle. Çok yapay bir dizi gibi geldi bana hep. TV bağımlısı biri değilim. Belki bundandır ilgimi çekmemiş olması.
Şu anda takip ettiğim bir dizim var ama. Yeni bölümlerini öyle dört gözle beklemesem de beğenerek izliyorum Masumlar Apartmanı‘nı. Bir gün bununla ilgili bir yazı yazar mıyım acaba?
Ben sizi lafa tutmayayım. Siz önce şiiri okuyun. Sonra -ben çok beğenmesem de- şiir için yapılmış bir besteyi dinleyin.
Mahzen
Çevir gözlerini içimden yana
Sırrını saklayan mahzeninim ben
Uzat umutlarını düşlerime dek
Hiçbir şey değil hep seninim ben
Bu yazgı bizlerin ortak ülkesi
Hüznün sevincin ve güveninim ben
Toprağım güneşim mevsimim sensin
Suyunum havanım ekmeğinim ben
Birlikte uyandık aynı uykudan
Öncen, sonran, eskin ve yeninim ben
Seninle ilgimiz bir heves değil
İyi bil neyimsin benim, nenim ben
Mehmet Akif İNAN
Bu beste kişisel bir beğeni ile yapılmış, buna sözüm olamaz. Ama böylesine aşk dolu bir şiir çok daha güzel bir besteyi hak etmiyor mu sizce de? Biz ne zaman şiire, müziğe yani sanata “sağcı-solcu” kavramlarını dışında bakacağız? Sanatçıları ‘bizim mahallenin sanatçısı’ olmaktan kurtaracağız?


Sen de düşüncelerini paylaş!