📖 İlgili kitap(lar)

Eseri incelemek veya satın almak için bağlantıya göz atabilirsiniz.
🔗 Kitabı İncele

Eseri incelemek veya satın almak için bağlantıya göz atabilirsiniz.
🔗 Kitabı İnceleOkurken ikinci hafta, Kaystros Tyrha’nın öyküsüne verdiğim tepkiyi verdim. bu arada bu durum bana Virginia Woolf’un Yalnızlık Ömür Boyu kitanındaki bir alıntıyı hatırlattı.
“Kahvaltıdan sonra otuz yaşında bir adam olarak evden çıkıp, akşam yemeği vakti eve en az elli beş yaşında bir adam olarak döndü dersek abartmış olmayız. Kimi haftalar yaşına yüzyıllar eklerken, kimi haftalarsa taş çatlasa üç saniye ekliyordu”.
Teşekkür ederim Kırmızı.
Yazarlar farkına varmadan birbirini taklit edebiliyor demek ki. Virginia Woolf gibi büyük bir yazarla birlikte anılmak güzel tabi. 🙂
Taklit demesek, taklit hoş bir benzetme olmaz emeği hiçe saymak olur. Çünkü içerik olarak bambaşka öykülerdi.
Çok naziksiniz. Taklit demeyeyim de etkileşim diyeyim öyleyse. 🙂
Çok keyifliydi, kalemine sağlık
Teşekkürler Mükemmelis.
Ooo…
Sonu sürpriz oldu resmen.
Kısacık bir yazıya bir ömür böyle sığıyor.
🙂
Teşekkür ederim Uyuşuk Hayalperest.
Kısacık bir hikâyeye değil bazen birkaç cümleye bile sığabiliyor hayat. Daha kısa yazmak isterdim ama o kadar çok vaktim yoktu. 🙂
Bu hafta ilk önce benim de aklımdan Hasret adında bir karakter kullanmak geçti 🙂 Öykünüzün genel olarak kurgusu ve anlatım şekli güzel. Birbirini seven iki insanın son iki yılındaki huzursuzluğu sadece çocuklarının olmamasına bağlanması düşündürücü. Belki bahsetmediğiniz başka nedenler de olmalı. Diğer taraftan “hasret” sözcüğünü kullanmak için adamın uzak yol kaptanı olmasını beklerdim. “Ben seninle birlikteyken bile hep sana hasret yaşadım” derken, aşırı derecede özlem duyduğu başka şeyler var demek ki. Satırlarında bu özlemin ne olduğuna dair herhangi bir ipucu göremedim. Son olarak aynı gün içinde adamın elinde baston saçı başı ağarmış bir halde geri dönüşünü ve karısının onu tanıyamamasını yadırgadığımı söylemek isterim. Teşekkürler:)
Teşekkür ederim Kaplan Diary, bu uzun ve yol gösterici yorumun için.
Eleştirdiğiniz yerler üzerinde tekrar düşüneceğim. Bir etkinlik içinde ancak bu kadarı oluyor işte. Aslında hikâye yazmak pek denediğim bir tür değil. Şimdi bloğa dönüp baktım da yazdığım üçüncü hikâye bu. Yüzlerce yazının içinde kendine yer bulamamış işte.
Yazarın her şeyi anlattığı hikâyelerden olmasın diye bazı bölümleri hızlı geçtim. Okuyucunun muhayyilesinde canlansın bazı bölümler değil mi? Kocayı kaptan yapma fikri olabilirmiş aslında.
“Keşke hep böyle er-geç kavuşmak olsa” dedirten bir öykü. Güzel yazmışsınız. Kaleminize kuvvet…
Teşekürler Ali Demiral.
Bütün hikâyeler kavuşma ile bitse diyoruz ama yazı söz dinlemiyor her zaman. Bazen inadına ayrılığa evriliyor satırlar. Neyse ki bu kez benim sözüm geçti. 🙂
Bebek sahibi olmak dünyanın merkezi değil. Insanlar bebek sahibi olmak zorunda değil. Insanların bebek sahibi olamamasının bir kusur olarak algılanması çok acı bir durum. O yüzden bu psikolojik baskıyı çok iyi yansıtmışsınız. Insanlar böyle durumlar da dünyanın sonuymuş gibi davranıp çevrelerinde onları sevenlerden nasıl uzaklaştıkları çok üzücü. Keşke böyle bir algı olmasa.
Teşekkür ederim Zeynep.
Çocuk sahibi olamamak eksiklik değil tabi ama toplumun bir kesimi hâlâ bununla boğuşuyor. Tabi bunu söylerken çocuğu olan biri olarak söylüyorum. Çocuğu olmayan birinin penceresinden bakmak daha zordur belki hayata. Allah kimseyi evlatla imtihan etmesin.
Günümüzde sudan sebeplerle yıkılan yuvaları görünce çocuk sorunu diğerlerinin yanında ciddi bir sorun gibi duruyor maalesef.
Yazılan hikayeler arasında sonunun beni en çok şaşırttığı bu oldu. Kadına biraz üzüldüm maalesef böyle gerçek hikayeler de var. Kaleminize sağlık 🙂
Teşekkür ederim Rosa.
Beğenmiş olmana sevindim. Daha çok düşünülmesi gerekiyordu üzerinde. Gündemin hızına yetişmek için aceleye getiriyoruz bu yazma işini. Yazıya saygısızlık ediyoruz sanırım.
Akıcı güzel bir hikaye tebrik ederim.
Bu arada bloğunuzu mobil versiyonu çok güzel
Teşekkür ederim Masalsı Arazi.
Hem hikâye hem de blogla ilgili beğeniniz için.
Blog temasını çok nadir değiştiriyorum. Bir temaya gözüm alışınca ondan ayrılmak zor geliyor. Bu bağımlılığa rağmen 2021’e yeni bir arayüz ile girmek istedim. Olabildiğince sade, okuyucuyu yormayacak, ayrıntılardan sıyrılmış bir tema bulunca değişime karar verdim. Bir de bunları severek yapıyorum. Başkalarından (karşılığını ödeyerek bile olsa) yardım almak zorunda kalmayınca daha keyifli oluyor. İstediğiniz zaman istediğiniz müdahaleyi yapabiliyorsunuz.
Şu fani dünyada tek eğlencemiz bu kaldı zaten. 😂
Finalde okuyucuyu adeta sersemleten hikayeleri seviyorum. Bu kısmı yazarın olağanüstü kurgu yeteneğini gözler önüne seriyor. Kutlarım ben çok sevdim hikayenizi..
Beğeniniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim Taner Bey.
Hikâye okumayı çok seviyorum ama yazmak pek becerebildiğim bir şey değil. Çok nadir yazıyorum bu yüzden. Yenileri gelecek mi bilmiyorum. 🙂
Sonu çok ilginçti 🙂 fantastik bir şeyler mi acaba dedim zaman kayması falan sonra daha gerçekçi düşündüm kadın alzheimer filan oldu herhalde yaşlılıkta geçmişi düşünürken de kapı çalınca karşısında eski kocasını buldu sanırım adam pişman yıllar sonra geri dönmek gelmiş aklına öyle herhalde sanırım 🙂 güzeldi kalemine sağlık 🙂
Teşekkür ederim Sessizgemi.
Sonu için herkese farklı şeyler düşündürüyorsa kendimi başarılı sayabilirim. Sizce de saymalı mıyım? 🙂
Bir yanıt yazın