Kategori: Mektup

  • Ayrılığa Methiye

    Ayrılığa Methiye

    Sevgili Kübra, Tam yirmi yıldır tekrarlanan anların kelimelerle anlatımıdır bu. Fotoğrafların birbirine benzerliği anı aynılaştırsa da gönül her seferinde bu duyguyu ilk kez yaşıyormuşçasına telaşa kapılıyor. Kabuk bağlamış bir yara gibi çatlıyor. Kanıyor. Bak, Yahya Kemal de gelmiş, söylediklerinin rağmına el sallıyor seni alıp götürecek gemiye. “Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden…

  • Neşesi Yağmalanmış Lise Yılları

    Neşesi Yağmalanmış Lise Yılları

    Sevgili Sinem, “Neşesi yağmalanmış bir bayramdan ne kalır geriye?” diye soruyordu yazar. Benzer bir soruyu da ben sorayım: Neşesi yağmalanmış lise yıllarından ne kalacak elimizde? Belki hiçbir şey. Hiçbir şey belki. Gülümseyen gözleriniz nerede? Yok mu? Gözleriniz mi yok, gözlerinizde gülümseme mi? Üzerine yazılmış yüzlerce sevdanın kazındığı ve yeni hikayelerin şahidi olan sıralarınız, loş koridorlar?…

  • Sahte Temenniler, Yalancı Dilekler

    Sahte Temenniler, Yalancı Dilekler

    Sevgili Ecem, Kitap kurdu. Okumakla bitmiyor değil mi? Bitmeyecek. Biz mevcutları bitiremezken yenileri niye yazılıyor ki! Sadece kitapları okumuyoruz hayatta. İnsanları da okuyoruz. Hatta hayatın kendisini okuyoruz. Kitaplar ne kadar masum, insanların yanında. Kitaplar yanıltmıyor insanı. Kapağında ne vadetmişse içinde onu buluyorsun. Aşksa aşk, acıysa acı, savaşsa savaş. Ama insanlar öyle mi? Kiminin yüzünden acı…

  • Müstesna Mutluluklar

    Müstesna Mutluluklar

    Sevgili Samiye Pınar, Sussam diyorum. Yazmasam. Eli kalem tutanlar biliyor ne demek istediğimi. Yazının ne yaralar açtığını. Keşke yazmasam. Yazmasam diner mi acılar? Yazmak acılara kelimelerle şekil vermekse dinmeli. Hüznü hece hece büyütmektir yazmak. Cümlelerle hüzün evleri kurmaktır. Sonra sığınmak buralara. Susmalıyım. Tarifsiz acılar varmış, kelimelere denk düşmeyen. “Tarifsiz acı” da bir tarif değil midir?…